ÜMİTIŞIĞI… MEDENİYET MÜCADELESİ… MEDENİYET MÜCADELESİ…


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

08 Aralık 2019, 16:49

Dünyanın halini,bize mutlak doğru diye dayatılan yaşamı,başımızı iki elimizin arasına alıp ön yargısızca düşün­düğümüzde yanlış giden bir şeylerin olduğunu fark ederiz.

Haksızlık ve adaletsizliğin, ah­laksızlığın, yolsuzluğun hüküm sürdüğü, batı kültürünün esiri olan insanların birbirini öldürmek için bahaneler aradığı,işgallerle yerleşim yerlerinin yakılıp yıkıldığı, yerle bir edildiği bir dünyada yaşıyoruz.

İş hayatı diye dünyevileşmenin, dünyaya tapıcılığın yaygınlaştığı, insanların hakkı söylemekten korktuğu baskı rejimlerinin hüküm sürdüğü, toplumların uyutulduğu bir dönemden geçiyoruz.

Toplumların uyanış mücadelesinde insanların üçe ayrıldığı görülür.

Birinci grupta yer alanlar, egemen düzenin ekonomi,kültür ve yaşayış biçiminin esir aldığı, çaresizliğin esiri olanlar.

İkinci grupta yer alanlar, gerçekleri gördüğü halde bilinçli olarak değişime çaba sarf etmeyenler. Mevcut dünya düzeninin ve ölçüsünün hak üzere olmadığını, öz evlatlarını bildikleri gibi bilirler ama hakkı söylemezler.Bun­lar çevresinin ayıplamasından dünyalık çıkarlarını,makamlarını kaybetmekten korkarlar. Tembelliklerinden dolayı mücadeleden kaçarlar. Kimin yanındaysalar onlara haklı derler. Geniş bir kalabalık olan bu grup uyutulmuş veya düzenin devamında menfaati olanlardır.

Üçüncü ve müstesna grupta ise inkılapçı­lar yer alır. İnkılapçılar, olayların seyrine kapılmayıp, olayların seyrini Hakkın emrettiği istikamete çevirmek için mücadele edenlerdir. Bu grup “ İçinizde iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun.” ilahi uyarısını düstur edinenlerdir.  Biz hangi grup içindeyiz?.. Hangi grup içinde olmak zorundayız?..

Dünyanın,Türk-İslam dünyasının, ülkemizin durumu ortada.Emperyalistler ve iş birlikçileri kanlı sınırlar çizdi, çizmeye devam ediyor.  Kardeşi kardeşe düşman ettiler. İslam dünyasındaki fitne ve kavga bilinçli, aşamalı ve planlı olarak yüzyıllardır körükleniyor.

Hazreti İbrahim'in çocukları birbiri ile kan güder hale getirildi. Türk İslâm topraklarındaki şu cennet vatanın çevresi ateş çemberi. Ve biz oraları ateş çemberinden kurtarırken “Fethettik” diye övünür olduk.  Afrin kimin ki fethe­diyoruz. Süleymaniye kimin? Golan kimin? Türkmen Dağı adını kimden alır? Peki Roma'ya uzanan Alplere ne demeli? Kiminle savaşıyoruz Düşman kimdir gerçekte?

Her şeyden önce hakkı teslim etmek gerek! Şu anda Türkmeneli'nin neresi olduğunun idrakinde bile olmayan, o diyarı Arap toprağı sananlar bilsin ki emperyalistler tarafından ismi, demografik yapısı, tarihi zorla değiştirilmeye çalışılan şehirler Türk Milleti'nindir! Şanlı Mehmetçiğin şimdi geri aldığı, ataları­nın at sırtında Hak için sefer ettiği o diyar Türkmeneli’dir!

Dünya döner, her batıl hesap bozulur, hak yerini bulur, emanet aslına rücu eder, Türk Milleti ilinde yeniden hükümran olur... Töresini yeniden ilan eder. Türkmeneli Türk'ün ilidir! Emperyalistlerin et­nik ayrımcılık yalanlarına inat Hazreti İbrahim'in tüm evlatlarının huzur içinde yaşadığı İslâm beldesidir...

Türkiye ve İslam dünyasında düzen yeniden tanzim edilmedi­ği sürece, insanların yaşayışı baştan aşağı inkılaba tabi tutulup medeniyeti yeniden ayağa dikilmediği sürece bölgemizden iş­galciler kovulamaz.

Değişim mümkün! İşgalcilerin, işbirlikçilerin, vatan hainlerinin geçit olarak elinde tuttuğu Türk-islâm dün­yasındaki zalim düzen yıkılmalı. Bu mümkündür!

Yemin olsun inkılap haktır! Hürriyet ve istiklal mümkündür! Yete ki yaklaşık 1.400 sene önce yeryüzünde yürüyen o kutlu lideri izleyelim.

Bugünün sorunlarının temelinde ülkemizde ve bölgemizde insanların birbirine düşman edilmesi, bilinçli olarak baş­kalarına yarayacak şekilde ayrıştırılması, kavga ettirilmesi gelmektedir.  Buna engel olmanın yolu ülkemiz ve bölge insanlarının yaratılışına uygun şekilde yaşamasıdır.Bu dünyada neden yaşadığını, amacının ne olduğunu düşünen insanlar, kendisini esir eden günlük koşuşturmalardan,  dünyaya tapıcılıktan, boş vermişlikten kurtulacak “ortak söz” de buluşacaktır. Bu ortak söz de bölgeye ait olmayanların kovulması işgalin son bulmasıdır.

Her topluluğun bir lideri, her cemaatin bir imamı, her ordunun bir komutanı olduğu gibi tarihen ve aklen ispat olunmuştur ki Türk Dünyası'nın ve İslam Dünyasının lideri Türkiye'dir. Bu aşikar olan liderlik kabul edilmediği sürece emperyalistlerin kışkırtmalarına açık bir yapı halinden, sö­mürgecilerin talanından kurtulmak mümkün değildir.

Kana boğulan İslâm dünyasının yeniden doğuşu, yıkılan Türk illerinin yeniden inşası ancak milletin aslına, yaratılışına uygun yaşayışa geri dönüşü ile mümkündür. Büyük inkılap, akleden bireylerin değişim çabalarının teşkilatlanması ile başlayacaktır. Adım adım, birer birer. Her gün yeni bir millet evladının uyanışının ardından fevç fevc, akın akın insanların katılmasıyla millet inkılabı zaferlerle taçlanacaktır.

Büyük Türk Milleti'nin ve İslam dünyasının uyanışına rehberlik edecek teşkilatlanma ve diriliş hamlesi, milletin iktidarı ile sonuçlanmalıdır.

Sadece fikri mücadele yeterli değil­dir. Siyasi erkin, etki altına alınabilenlere emanet edilmesinin hazin sonuçlarını tarih ilmi asırlardır ortaya koymuştur. Me­deniyetin yeniden inşası; fikri, ameli, siyasi, her yaştan her yetenekten millet evlatlarını birleştiren topyekûn ve nesilden nesile doğru şekilde aktarılan bir mücadeledir.

Medeniyeti­mizin yeniden doğuşu bir anda değil, nesiller boyunca süren azimli, şanlı ve bilinçli yürüyüşün sonunda başarılacaktır. Ne mutlu görmeden zafere inananlara, ne mutlu on­ların yolundan yürüyen Büyük Türk Milleti’nin evlatlarına!Çok yaşa, binlerce yıldır Hak için düzen kuran Şerefli Türk Milleti!Yaşasın Kahraman Mehmetçik!(Yeniden Milli Mücadele 565. Sayıdan)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.