TERÖR TBMM’DEN BESLENİYOR!


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

03 Temmuz 2020, 09:42

Yabancı aklıyla yürütülen politikalar milletimizin varlık ve bakasını tehlikeye sokuyor, şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyor. 

Avrupa’nın isteği, Türkiye hükümetinin yoğun desteği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Akıncı ihanete varan, şehitlerin kemiklerini sızlatan açıklamalarda bulunuyor. Kıbrıs’ın Türk silahlı kuvvetleri tarafından işgal edildiğini söylüyor. Türk askerinin adadan çekilmesini yerini Barış Gücüne(!) bırakmasını istiyor…

“Kıbrıs harekâtında şehit olan Yzb. Cengiz Topel’in nasıl şehit olduğunu bileniniz var mı? Uçağı arızalanınca paraşütle atlayan Topel Rumların kontrolündeki bölgeye iner. Rumlar barış gücü askerlerinin gözü önünde onu esir aldıktan sonra Lefkoşa’ya götürürler. Türkiye’ye Lefkoşa’da olduğunu ve sorgulandığını bildirirler. Fakat beş gün sonra cesedini Birleşmiş Milletler barış gücü askerleri vasıtasıyla Türk yetkililere gönderirler.

Ceset üzerinde işkence gördüğü anlaşılır. Rumlar Cenevre Sözleşmesi’ni hiçe saymışlar, genç Yüzbaşıyı korkunç işkencelere tâbi tutarak öldürmüşlerdir. Cesedi inceleyen Eşref Düşenkalkar’ın ifadesi gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. 

Eşref Düşenkalkar der ki; Türk doktorların ve Birleşmiş Milletler askerlerinin huzurunda Topel’in cesedini dikkatle incelediğimde, sol gözünün Rumlar tarafından tahrip edilmiş ve her iki kolunun pazusunun matkapla delinmiş olduğunu gördüm. Edep yerleri ezilmiş, kafatasının sol tarafına bir beton çivisi çakılmıştı. Sol ayağı da kırılmıştı. Bunlar yetmezmiş gibi, boğazından göbeğine kadar göğsü yarılmış ve çuval diker gibi yeniden dikilmişti. İç organlarını çalmışlardı, akciğeri ve kalbi noksandı der.“

Tarih boyu dostlarımızı, düşmanlarımızı, yaşadığımız acıları, çektiğimiz çileleri, kahramanlarımızı yeterince yeni nesillere aktaramıyoruz. Geçmişimizi bilmediğimiz için geleceğimizi inşa edemiyoruz. Varlık ve bekamızı kendi ellerimizle tehlikeye atıyoruz.                                                                                                                                                                                                                         

Kıbrıs’ta bunlar yaşanırken Türkiye’de de benzer gariplikler oluyor. En yetkili ağızlar ülkedeki etnik farklılıklardan; Kürdistan, lazistan gibi devlet yapılanmalarından bahsediyor. Turizm bakanı İstanbul’un fethini işgal olarak ifade ediyor.Keşke Yunan işgal etseydi de cumhuriyet kurulmasaydı diyenler itibar görüyor. Milletin birliği vatanın bütünlüğü için tehlikeli ve garip düşüncelere sahip olanlar önemli mevki ve makamlara getiriliyor.                                                                                                                                                                                       

Dünyanın hiçbir ülkesinde olması mümkün olmayan TBMM’de oluyor. PKK’nın yaptıkları ortada iken birileriPKK’nın sözcülüğünü yapıyor. Güneydoğuda özerkliktenbahsediyor. Birileri PKK ile masaya oturup anlaşıyor. FETÖ’ye ne istediyse veriyor. Birileri “Aldatıldık!” diyor. Birileri hiç birimiz masum değiliz!” diyerek terörün TBMM’den beslendiğini itiraf ediyor. Birileri İstanbul, İzmir için ayrıcalıktan; ayrı bayrak, ayrı paradan bahsediyor. Milletin birliğini, vatanın bütünlüğünü bozmaya çalışanlara,teröristlerin sözcülüğünü yapanlara devletin kasasından hazine yardımı yapılıyor.

Siyasi desteği olan terör örgütünü bitirmek mümkün değil. Millilik, dindarlık, milliyetçilik, cumhuriyetçilik, demokratlık, hak ve özgürlük gibi söylemlerine kanarak oylarımızla meclise gönderdiklerimizden destek alan PKK, FETÖ gibi terör örgütleri bitmiyor… Terör bitmeli! Bitirmeyenler, bitiremeyenler TBMM’den gitmeli!

Elli yıldan beri yapılan Milletim Uyan! çağrısını duymak zorundayız. Adları bizden ama yabancı aklıyla hareket eden,milli ve dini değerlerimiz üzerinden milleti ayrıştıranlara dur demek zorundayız. 

Aksi halde varlığımızı, birliğimizi, geleceğimizi kendi ellerimizle tehlikeye atıyoruz. Tarih boyu verdiğimiz şehitlerimizin; Fatihlerin, Yavuzların, Alpaslanların…Kurtuluş Savaşı gazi ve şehitlerimizin; Hasan Tahsinlerin, Nene Hatunların, Kara Fatmaların, Antepli Şahinlerin, Sütçü imamların…. kemiklerini sızlatıyoruz. Cengiz Topel gibi vatan, millet, din, devlet için canlarını feda eden tüm şehitlerimizin kemiklerini sızlatıyoruz. 

Zaman dini, milli, insani değerler üzerinden milletimizi ayrıştıran, milli birliğimizi bozan, sırf siyasi ikbal, maddi çıkar, mevki, makam hırsı ile zalimlerin proje ve politikalarına ortak olan, onlarla birlikte hareket eden, devletimizi terörizme karşı güçsüz ve aciz bırakan yerli iş birlikçilere dur deme zamanıdır.  

Zaman birlik zamanıdır. Zaman el ele gönül gönüle verme zamanıdır. Zaman ayırımsız tüm vatandaşlarımızın Milli Mücadele ruhuyla yeniden toplanma zamanıdır. Zaman İslam’ın yeniden doğuşunu “İslam Rönesansı”nıgerçekleştirme, tüm insanlığın barış ve mutluluğunu sağlayacak “İslam Barış Medeniyetini” kurma, ülkemizi hep birlikte Muhteşem Türkiye haline getirme zamanıdır…                                                                                                                                                    “İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.”

Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.