Taşlık Arazileri Ufalayarak-TAUF, Tarıma kazandırırsak, tarımsal üretim açığımız azalır! (1)


Oğuz Güler

Oğuz Güler

08 Mayıs 2020, 13:44

Son üç aydır bakanlığın verilerinde bulamadığım için bir çok makale ve doktora tezi tarıyarak yüz ölçümümüzün ne kadarı 4., 5. ve 6. derce taşlık arazi olduğunu bulamadım. Yetkili yerlerde ki bürokratlarında ortaya yeni bir iş çıksın istemediklerinden gereken bilgiler tam veya doğru olarak bulmak zor ( bürokratlar hangi iktidar olursa olsun ayın sadece 15'inde ki maaş işini seviyorlar sanırım). Ancak Ziraat Fakültesinden devre arkadaşım, değerli kardeşim sayın Fikri Kaya en azından bu konuda bakanlıkta bir meslektaşımızdan araştırmamla ilgili kısmi bir done bulmam sevindiriciydi. Ancak bu işi en iyi Tarım yönü ile arazi ve Coğrafi olgulara dayandırarak bakmak gerektiğin anlayınca DTCF'ni telefonla aradığım da aşağıda belirteceğim ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Coğrafya bölümünden Rüya Bayar'ın çalışması ile sonuca kısmen ulaşabildim. Taş temizleme ve ufalama işinde bölge insanları ve mahkumları "taşlık arazileri temizleme" projesinde değerlendirmemiz doğru bir yol olabilir. Aşağıda Brezilya'da mahkumların şehir elektriğine katkı çalışması ve yine mahkumların çeşitli sosyal etkinliklerde bulunması gibi olguların resimlerini göreceksiniz. DTCF'de ki teze göre konuya başlarsak bu çalışma "Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin arazi bölünüşü ve Tarım alanlarında ki değişimler" isimli çalışmada bize lazım olan bölümlerini özetini de aşağıda sunuyorum...

Brezilyada mahkumlar pedal çevirerek şehre elektrik üretip cezalarından düşmek koşulu ile ekonomiye katkıda bulunuyorlar.
 
1
Burası tarla değil hapishane, onlar da işçi değil mahkum
Adana'da 691 dönüm arazide mahkumlar hem iş öğreniyor, hemde sürelerini serbest ortamda tamamlamış oluyorlar.
Bu tezde öncelikle Türkiye arazi bölüşümünde ki değişim ele alınmış daha sonra ekili, dikili ve nadas alanları olarak tasnif edilen tarım alanlarının nasıl bir değişim sürecinde olduğu anlatılmış. Netice de bir takım sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmada Devlet İstatistikEnstitüsünün çıkarmış olduğu tarım istatistikleri temel alınmıştır. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar aynı ayrıntılara sahip tarımsal istatistikler bulunmadığı için sadece 1935 ve 2001 yılı değerleri kullanılabilmiştir. Analiz sonuçları makalede haritalar tablolar ve grafiklerde gösterilmiştir. 1949 yılında Türkiye'nin %20’si tarım alanlarına, %50’si çayır ve mera alanlarına, %13’ü orman alanlarına % 17’si ise diğer alanlara ayrılırken; 2001 yılında %34’ü tarım, %22’si çayır ve mera, %26’sı orman, %18’i diğer alanlara yani taşlık ve çorak arazilerden oluştuğu yazılmıştır.
Traktör arkasına bağlanan bir aparat taşları kırarak küçük kum ve toprak haline dönüştürüyor.
Bu %18'lik arazinin de %10'u taşlık ve %8'i de çorak arazilerden oluştuğu belirtilmiştir. Yarım yüzyıllık dönem içerisinde yeni tarım alanları kazanmak için, aslında tarım için çok uygun olmayan orman, çayır ve mera alanlarında gerileme meydana gelmiştir. Türkiye’de yeni tarım alanları daha çok orman tahribi ya da çayır ve mera alanlarının tarım alanı olarak kullanılması sonucu açılmaktadır. Böylece bazı yerlerde il ölçüsünde bile tarım alanı azalmamış, hatta çoğalmış gibi görülmektedir (Tümertekin 1986-1987;34).
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.