Tarım ve Orman bakanlığının rakamlarına bir bakalım


Oğuz Güler

Oğuz Güler

29 Haziran 2020, 14:28

Tarım ve Orman bakanlığının rakamlarına bakıldığında Meyveciliğe ve sera olgusuna önem verilmediğini görüyoruz. İç Anadolu'da meyve ağacı yetiştiriciliği tahılın 1 dekarına göre 30 ila 50 kat daha karlıdır. Bu minvalde yazım hem bu yönü hem geçmişteki ve şu anki yanlış veriler üzerine olacaktır. 

Tarım bakanlığı bazı verileri maalesef sayfasından çıkartmış. TUİK'e yolladığı rakamalar ciddi şekilde yanlıştı ve düzeltmemek için direndiği veya işi önemsemediği anlaşıldı. Mesela hayvan varlığımız ile ilgili göstergeler yanlıştı ve şimdi yok edilmiş. Ayrıca ülkemizin tarım yapılan arazisini 2019 sonuna kadar DSİ ve bakanlık ayrı, ayrı yayınlamışlardı. Bu 2 konuda sorun olduğunu sık, sık yazmıştım. DSİ'nin tarım alanlarımızı 28 milyon hektar yazması çok büyük bir hataydı. Oysa şimdi düzelterek 24 milyon hektar yazmışlar ama bu seferde tarım bakanlığı toplam tarım alanımızı 23 milyon hektar diye açıklamış. Ufak tefek farklar elbet istatistiki yanılmalara dahil edilebilir ama geçen yıla kadar 4 milyon hektar yanlışlık yani %17 yanlışlık komik olmuştu. 

Şimdi gelelim bakanlığın verilerine göre Bahçe tarımının önemine. Bana göre 24 milyon hektar alanın 3,4 milyon hektar alanda meyvecilik, 790 bin hektar alanda sebze tarımı yapılmakta. Sebzecilikte hidroponik tarımda(topraksız) verim tarlaya göre 5-6 kat olduğu için bunu tarlada değil su solüsyonu içinde üretime yönlendirmeliyiz. Böyle olunca çok üretim ucuzluk demektir. Aynı üretimde %80 tarla ve su tasarrufu ile kısa sürede üretilmekte ve bu şekilde 365 gün tarım yapmak demektir. Bunun yanında devlet desteği ile her çiftçimizin 5-10 dekar arasında Meyve tarımı, Badem, Kayısı, Ceviz, Elma, Vişne, Kiraz olgusuna girerek tahıla göre 1'e, 30-50 arasında daha fazla gelir elde etmesi için acilen ilave 500 bin hektar civarında alanımızı Meyveciliğe yönlendirilmeliyiz. 500 bin hektarda tahıl üretiminden 350 milyon $ azalma olacak ama 5-6 yıl sonunda 1-2 milyar $,  9-10 sene sonra her yıl artarak 10 milyar $ ve fazlası köylümüze gelir olacak.   

Karasalda veya nadaslı yerlerden 1 dekardan ortalama 200-250 kg buğday alınıyor. 1 dekar meyve bahçesine çeşitle göre 15-30 ağaç dikilir. 225 kg buğday şu an 350-400 lira ediyor. Ceviz 1 dekara 15-20 tane dikilebilir. Cevizde doku kültürü fidanı ile 6-7. yılda 15 kg ürün alınabiliyor. 15. yıl 35-40 kg ve 20. yıl 60-70 kilo civarında ürün alabiliyor. İnce kabuklu ceviz üreticiden kg'ı 23-25 liradan alınıyor. 2-3 yıl ürün alamıyoruz ama 4. yıl kendi masraflarını kurtaran ceviz alınır. Meyveden yıllar içinde buğdayın 50 katı gelir elde ediyor. Cevizde 1 dekarda 15-20 ağaçtan 10.000 lira gelir getiriyor. Nadas alanlarımızın birazına Badem diktirmek gerek. Verimsiz ve nadasa bırakılan buğday tarlalarının yerine Badem diktirerek köylümüzün 30-40 kat para kazandırabiliriz.

Bakanlığın şu an yayınlanmayan hayvancılık eski resmi rakamlara göre 2019 yılı küçük baş ve büyük başta sağılır diye yayınladığı 30.560.238 sayısına göre 30.560. 238 yavru doğmuş demektir. Bu doğan yavruların %6'sı yani yaklaşık 2 milyonu ölü doğum ve sonra ölenler diye düşersek kalan 28,5 milyon baş hayvanımız artmalı. Ama iyi niyetli Bakanı bürokratları yanıltıldığı için söz ettiği 10 milyon baş kesim rakamı düşersek yaklaşık 18,5 milyon arası canlı yavrunun olması gerek ama bu böyle olmamış. Hayvan varlığımız niye 18,5 milyon artmamış bunu söylesinler? Bu yüzden o ara ısrarla yeni rakamları istedim hala gönderemediler. Yok demedikleri için bakanlık bürokratlarının zorda olmasını anlıyorum. 

Kesilen hayvan varlığımızın rakamları bakanlığın eski sayfasında 2018'de 8.773.990 gözükürken bakana bürokratlarının 10 milyon dittirmeleri ilginç. İyi niyetli bir bakana bürokratlarının tuzağı olsa gerek. Şimdi bakanlığın resmi rakamlarında 100 bin ton küçük baş hayvan eti için 5.345.930 küçük baş kesildi diye ilan edilmiş. Oysa sağılır durumda olan küçük baş hayvan varlığımız 24.150.000 gözüküyor. Bundan doğum ve sonra ki ölümleri çıkarsak 22.650.000 kalır. Kesildi denen resmi makamlarca gösterilen 5.350.000 rakamını çıkarsak 17.300.000 küçük baş varlığımızın artması gerek, bu artış nerede? Bu çelişki ayıp değil mi? Benim fakültede öğrenci olduğum zaman asistan olan Numan hoca küçük baş hayvan kesimin 100 bin ton değil en az 300 bin ton olduğunu söylemesi benim yıllardır söylediğim tezimi doğruluyor. Kısaca hocamız erken kesim bazı hileler yüzünden 16 milyon civarında küçük baş kesiliyor demekte ben ise bu rakamın 19 milyon civarında olduğunu düşünüyor ve tarım bakanlığı bürokratlarını milli ve aldıkları maaşı hak etmeye davet ediyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.