SİYASETTE İKİ GARİP YOL!


Osman İkinci

Osman İkinci

06 Kasım 2019, 09:08

Seçmenleri kontrol altında tutmak ve istediği istikamette yönlendirmek isteyen siyasetçilerin izlediği iki garip yol var. İnsanları düşman, şer, zillet… odakları ile korkutmak. Bu odakların şerrinden kurtulmak için kendilerinin vazgeçilmez olduğunu topluma kabul ettirmek.

Üzülerek ifade edelim ki devleti idare edenler ve etmeye talip olan sözde iri partilerin vazgeçemediği siyasi anlayış budur. Bu anlayış tüm toplumu felakete sürüklemektedir.

Siyaset makamı çözüm makamıdır. Siyasilerin, toplumsal meselelere çözüm olacak projeler üretmesi, ürettikleri projelere destek için yarışmaları gerekir. Ama siyasiler bunu yapmıyor. 

Ülkede yaşanan tüm sıkıntıların düşman ve şer odaklarından kaynaklandığını ileri sürüyor. Düşman ve şer odaklarını halka şikayet ediyor. Şer odaklarına karşı kendilerinin iktidarda kalmasını veya iktidara gelmesini istiyorlar.

Çözüm odaklı olmayan bir siyasi anlayışa sahip olmayan bir iktidar ve muhalefet anlayışı ile ülke sorunları çözülmüyor. Çözülmek şöyle dursun var olan sorunlar bir çığ gibi büyüyor, yeni sorunlar ortaya çıkıyor.

Çözümsüzlüğün temel sebebi sahip olduğumuz siyasi anlayıştır. Çözüm makamında olanların çözüm üretememiş olmasıdır. Tüm toplumsal sıkıntılarımızın tek sorumlusu çözüm üretme sorumluluğunu unutanlardır.“ Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen, biz yalnızca iyilik etmek arayı bulmak istedik diye yemin ederek sana nasıl gelirler! Nisa:62” ilahi uyarısını unutup şikayet makamı gibi onu bunu halka şikayet edip duran yöneticilerdir.

Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulurmuş. Yaşadıklarımız bu tespiti doğrulamaktadır.

“ …. Kim Allah’ınindirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir. Maide:44)

Toplumu şer odakları ile tehdit eden, toplumun belli bir kesimini şer odaklarıyla birlikte olmakla, zillet ittifakı kurmakla suçlayanların unuttuğu başka bir gerçek:

“En büyük zillet; insanların ve birtakım kimselerin kendi istekleri doğrultusunda kurdukları sistemlere (rejimlere) boyun eğmektir.

Allah’tan başka varlığa itaat eden, ona yönelen kimse ne kadar dine inandığını iddia ederse etsin Allah’a ait dinin dışına çıkar.

Allah’ın helal kıldığını haram; haram kıldığını helal kılmak onlara kulluk etmek(tapmak) anlamına gelmektedir.”

İslam’ın amacının; İnsanların benliklerini fesada uğratan, seçme hürriyetini kayıt altına alan sistemlerin bozucu ve yıkıcı etkilerinden kurtarmak olduğu unutulmamalı.

Kur’an’ın yönetim ilkeleri; 1- Adalet(Herkese eşit mesafede durmak) 2- Emanet (Tüm makamları geçici görmek)3- Ehliyet (Emaneti layık olana vermek)4- Meşveret (Ortak akıl ile yönetmek) 5- Maslahat (şahsi menfaatleri değil; kamu yararını gözetmek)

Siyasiler vazgeçilmez olduklarını iddia etmekten vazgeçmeli. Toplumu felakete sürükleyen iktidarda kalmak, iktidar olmak için her şeyi mübah görme anlayışından vazgeçmeli.

İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.”                                                                                                                      Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.