''Ötekini'' İnşa Etme Sürecine Yapay Zekâ Engeli


Fatma Aydemir

Fatma Aydemir

19 Kasım 2019, 16:17

Günümüz teknoloji çağının ve internetin gelişmesinin her ne kadar olumlu yönü olsa da nefret söylemlerini arttırdığı gerçeğini ne yazık ki değiştiremiyoruz. Sosyal medya, bireylerin düşüncelerini ve eylemlerini özgürce dile getirdiği ve hatta aynı düşünce ve eylem sahibi insanlarla çeşitli platformlar altında sanal cemaatler kurabildiği toplumsal bir ağ. Fakat benzer düşüncelere sahip bireylerin kolaylıkla bütünleştiği bu ağlarda farklı düşünce ve kimliklerle karşılaşıldığında çok sert söylemler ve ötekileştirmeler gerçekleşebiliyor. Bunun acı ama gerçek tarafı bizi yakinen ilgilendirmesi oluyor.  Anti-İslam, İslam’dan korkma gibi anlamları barındıran ''İslamofobi'' ,  Batı’nın genelde ''Doğu'' milletlerini, özelde ise Müslümanları ve Türkleri ''ötekileştirmek'' için kullandığı dışlayıcı ve aşağılayıcı bir argüman! İslamofobi aynı zamanda bir kimlik, kültür ve yaşam gaspı olarak önümüzde duruyor. “Medya mesajdır” algısı beklenmedik bir şekilde Türkiye'yi, sosyal medyanın sürüklemiş olduğu tutuma itti. 11 Eylül 2001 sonrası İslamofobi düşüncesinin Avrupa ve Amerika’da insanlar üzerinde benimsetilmesi ve özellikle 2014’ün ikinci yarısından itibaren Ortadoğu’daki DAEŞ faaliyetlerinin Batı’da tüm Müslümanların üzerine fatura edilecek şekilde lanse edilmesi, Avrupa’da İslam karşıtı hareketlerin yeniden yükselişe geçmesine neden oldu. Aykırı bir aktör olarak gündeme oturan DAEŞ, bu kez Müslümanların Neo-El-Kaide yapılanmasını oluşturmuştu. Dünyadaki Müslümanların kahir ekseriyeti, onların yaptıkları vahşeti meşrulaştırmak için dini bir araç olarak kullanmalarına karşı çıksa da DAEŞ, eylemlerini ''din kisvesi'' altında yapmaya devam etti. Bu durum ise Batı’da İslam’ın aşırılık ve terörizmle özdeşleştirilmesine yol açtı. Hâlbuki İslam’ı terörizmle eşitlemek ve taklitçi Müslümanlar üzerinden eleştirmek; Avrupa’nın demokrasi vaadiyle öldürdüğü milyonların ölümünden demokrasiyi sorumlu tutmak kadar saçma! Tüm bu olaylar silsilesi karşısında sosyal medya şirketleri ise ne yazık ki yetersiz kaldı.

Sosyal medya şirketlerinin yetersizliği karşısında ise nefret söylemlerine erişimin kısıtlaması/engellenmesi konusunda Yapay Zekâ teknolojisi devreye girmiş durumda. Yeni moda trendleri, 10 kat hızlı taşınan posta paketleri, gıda israfının önlenmesi, yıldırımın nereye ne zaman düşeceğinin belirlenmesi ve daha birçok konularda insan hayatına sağladığı faydaların yanında,  internet üzerindeki İslamofobi’nin yapay zekâyla tespit edilmesi ve takip edilmesi başarıldı. Bu teknolojinin dünya varlığını bitirecek kadar korkunç senaryolara sebep olacağına dair kıyamet teorileri kuruladursun, dünyanın her yerinde bu alanda milyarlarca dolarlık araştırmalar da yapılmaya devam ediyor. “Makinalar düşünebilir mi?” sorusundan, İslamofobi’nin yapay zekâyla tespit edilmesi ve takip edilmesi aşamasına gelinmiş olunması gerçekten gurur verici. Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim görevlisi M. Mücahit Küçükyılmaz ve Gazi Üniversitesi Bilişim Sistemleri öğrencisi Buğra Ayan tarafından yapılan çalışma sonucu iki terör saldırısının Twitter üzerindeki İslamofobik söyleme etkisi yapay zekâyla tespit edildi. Ortaya çıkan sonuçlar, DAEŞ terör örgütü saldırılarının tüm dünyadaki Müslümanlara zarar verdiğini net bir şekilde gösterir nitelikte. Araştırmalar ve çalışmaların bu tür sosyal olgulara yönelmiş olması İslamofobi saldırılarına maruz kalan Müslümanlar için olumlu bir hamle. Ancak işin başka bir gerçek boyutu var ki bunlar; sosyal medyadan her ne kadar erişim yasağı/kısıtlaması getirilse de meselenin zihinlerde bitirilmesi gerekliliği! Barış ve özgürlük içinde yaşayabilmek hedefiyle ham madde zengini Müslüman ülkelere her vakit şiddetle saldıran Batı’nın; Müslümanların şiddetinin kurbanı olduğu usta bir propaganda ile hareket ediyor olması!  Bu gerçek senaryolar değişmediği/değiştirilmediği sürece İslamofobik söylemlerin zihinlerde bir azalışa uğrayacağı imkânsız. İslam eleştirilerinin ırkçılık boyutu kazandığı bu dünyada İslamofobi endüstrisine malzeme üretilmesi çok kolay. İslam korkusu olarak değil de İslam düşmanlığı bilinci ile meselelere yaklaşmak ve bu duruma göre önlemler, çözümler aramak daha doğru olacaktır. Çünkü bizler yüzyıllardır insanların ‘ölmeyen’ fikirlerine şahidiz ve hala onlarla ‘dirilen’ insanlarız.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.