NEYE İNANIYOR , NEYE TAPIYORUZ?    


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

07 Mayıs 2020, 11:35

 Seçmenleri kontrol altında tutmak ve istediği istikamette yönlendirmek isteyen iktidar ve muhalefetin izlediği yol; Birbirlerini düşman, şer, zillet odakları, vatan haini olarak suçlamak. Toplumu bu söylemlerle korkutmak. Bunların şerrinden kurtulmak için kendilerinin vazgeçilmez olduğunu kabul ettirmek.

Üzülerek ifade edelim ki devleti idare edenler ve etmeye talip olan sözde iri partilerin vazgeçemediği siyasi anlayış budur. Bu anlayış toplumu felakete sürüklüyor. Böyle bir siyasi anlayışa sahip olanların hak, hukuk, adalet, milli birlik, demokrasi, cumhuriyet söylemlerinin samimi söylemler olduğuna inanabilir miyiz?..

Siyaset makamı çözüm makamıdır. Siyasilerin, toplumsal meselelere çözüm olacak projeler üretmesi, ürettikleri projelere destek için yarışmaları gerekir. Ama siyasiler bunu yapmıyor.  Ülkede yaşanan tüm sıkıntıların düşman ve şer odaklarından kaynaklandığını ileri sürüyor. Düşman ve şer odaklarını halka şikayet ediyor. Şer odaklarına karşı kendilerinin iktidarda kalmasını veya iktidara gelmesini istiyorlar.

Çözüm odaklı siyasi anlayışa sahip olmayan iktidar ve muhalefet anlayışı ile ülke sorunları çözülmüyor.

Çözümsüzlüğün temel sebebi sahip olduğumuz siyasi anlayıştır. Çözüm makamında olanların çözüm üretmemesidir. Tüm toplumsal sıkıntılarımızın tek sorumlusu, çözüm makamında olanlardır.

“ Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen, biz yalnızca iyilik etmek arayı bulmak istedik diye yemin ederek sana nasıl gelirler! Nisa:62” ilahi uyarısını unutup şikayet makamı gibi onu bunu halka şikayet eden yöneticilerdir.

“Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulur.” Yaşadıklarımız bu tespiti doğrulamaktadır.

Kur’an’ın yönetim ilkeleri;

1-Adalet (Herkese eşit mesafede durmak)                                                                                                                              2- Emanet (Tüm makamları geçici görmek)                                                                                                                            3- Ehliyet (Emaneti layık olana vermek)                                                                                                                                4- Meşveret (Ortak akıl ile yönetmek)                                                                                                                                    5- Maslahat (şahsi menfaatleri değil; kamu yararını gözetmek

Bu zamana kadar iktidar partilerinin hangisi bu ilkelere ne kadar uydu?.. Aynı anlayıştan gelen ama yeni bir anlayış gibi önümüze konan(!) (dayatılan) sözde partiler bu ilkelere uyar mı?..

Siyasiler vazgeçilmez olduklarını iddia etmekten vazgeçmeli. Birbirlerini düşman, şer, zillet odağı; vatan haini olarak suçlayan, toplumu bu söylemlerle korkutan ve kendilerini vazgeçilmez olarak gösteren iktidar ve muhalefetin unuttuğu bir gerçek var.

“En büyük zillet; insanların ve birtakım kimselerin kendi istekleri doğrultusunda kurdukları sistemlere (rejimlere) boyun eğmektir.”

Allah’tan başka varlığa itaat eden, ona yönelen kimse ne kadar dine inandığını iddia ederse etsin Allah’a ait dinin dışına çıkar.

Allah’ın helal kıldığını haram; haram kıldığını helal kılmak, onlara kulluk etmek(tapmak) anlamına gelmektedir. Biz hangi Allah’a tapıyoruz? Kur’an’ın bildirdiği ezeli ve ebedi tek olan Allah’a mı tapıyoruz? Nefsimizin isteği doğrultusunda vazgeçilmez olarak gördüğümüz geçici olan mala mülke, paraya pula, mevki ve makama, çoluğa çocuğu, şeyhe, siyasi parti başkanına mı tapıyoruz?.. Partiler sahip oldukları siyasi anlayışla toplumu hangi dine inanmaya neye tapmaya zorluyor?..

Yüce Allah “ …. Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir. Maide:44) buyuruyor. 

Vatandaş olarak kimlerin bizi neye zorladığını, çarenin, görev ve sorumluluğumuzun ne olduğunu düşünmek zorundayız.  

İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” gerçeğini unutmadan sözde değil uygulamada Kur’an’ın yönetim ilkelerini siyasetinin temel ilkesi yapan milli kadrolara, devletimize, milli ve manevi değerlerimize hep birlikte sahip çıkmak zorundayız.

Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.