Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Alim Gerçel: Taş kırılır, tunc erir, ama Türklük ebedidir

Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Alim Gerçel: Taş kırılır, tunc erir, ama Türklük ebedidir
01 Mayıs 2020 Cuma 14:52

Kayseri Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Alim Gerçal “3 Mayıs Türkçüler Günü”nde bir mesaj yayımladı. Mesaj şöyle.

'1944 yılında “Hüseyin Nihal Atsız”, Başbakan Şükrü Saraçoğlu’na hitaben 20 Şubat 1944 tarihli bir mektup yazmıştır. Eğitim kadrosunda bulunan komünistlerden ve faaliyetlerinden bahseden mektup, sonrası, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ağır bir konuşma yapmasına ve bir müddet sonra da“Irkçılık ve Turancılık Davası” ile tutuklamaların başlamasına neden olur. Tutuklamalar sonucunda, İstanbul’da 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinde, Türkçü, Vatanperver, münevver ve entelektüel 23 kişi hakkında dava açılmıştır. Bu şahıslar; Zeki Velidî Togan, Reha Oğuz Türkkan, Hüseyin Namık Orkun, Hüseyin Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Hikmet Tanyu, Fazıl Hisarcıklılar, Sait Bilgiç, Nejdet Sançar, Cemal Oğuz Öcal gibi değerli şahsiyetlerdir. Türkçülerin davası, İstanbul 1 numaralı Örfi İdare mahkemesinde görüşülmeye başlanmıştır. Davada toplam 23 sanık yargılanmış; ayrıca, Almanya’da bulunmaları dolayısıyla iki sanık ile ilgili muvakkatten karar verilmiştir. Burada yargılanan dönemin Türkçü oldukları kadar dünyanın kabul ettiği bilim insanlarıdır ve Askerlerdir. Asker ve sivil sanıklar İstanbul Tophane Askeri Hapishanesi’nde dava süresince tutuklu yargılanmışlardır. 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinde, 7 Eylül 1944 ile 29 Mart 1945 tarihleri arasında 65 oturum devam eden yargılama sonunda milliyetçiler muhtelif hapis ve sürgün cezalarına mahkûm olmuşlardır. Davada on üç sanık beraat etmiştir. On sanık ise on yıla kadar çeşitli hapis cezaları almışsa da; daha sonra dâvâ Askerî Yargıtay’a taşınmı ve Yüksek Mahkeme 1. İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nin bu kararını “usul ve esas yönünden” bozmuş ve Tutuklu sanıkların hemen salıverilmesini ve davanın 2. Sıkıyönetim Mahkemesinde görülmesini kararlaştırmıştır. Bu karar, 26 Ekim 1945 günü, yıldırım telgrafı ile İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına bildirilerek tutukluların hemen salıverilmesi sağlanmıştır. Böylece, kimi Türkçüler için 1 yıl beş buçuk ay süren hapis ve zindan hayatı sona ermiştir. Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan, Cihat Savaş Fer, Nurullah Barıman, Fethi Tevetoğlu, Nejdet Sançar, Cebbar Şenel ve Cemal Oğuz Öcal 26 Ekim 1945'e kadar tutuklu kalmıştır. Askerî Yargıtay’ın 87 sayfalık kararında, sanıkların durumu ve kendilerine yöneltilen suçlamalar ayrı ayrı şahıslara göre değerlendirilerek, her biri için ayrı aklama kararı verilmiştir. Bu olay Türkçülerin mağduriyeti ile sonuçlanmış ancak bu mağduriyet ardından Türkçüler daha da güçlenmiş ve 3 Mayıs’ın ilk yıl dönümü 1945 senesinde o sıralarda Tophane’deki Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan bir avuç Türkçü tarafından örtüsüz bir masa etrafında yapılan bir toplantı ile anılmış, daha sonraki yıllarda ise çeşitli törenlerle kutlanmıştır. 3 Mayıs’ın mağdurlarından Alparslan Türkeş bu tarihin “Türkçüler Günü” adıyla kutlanmasına vesile olmuş ve bu geleneği hayatı boyunca devam da devam ettirmiştir. 3 Mayıs Hüseyin Nihal Atsız’a göre “Türkçülüğün gafletten ayrılışı can düşmanlarını tanıdığı dost sandığı hainleri ayırdığı” gündür. 3 Mayıs 1944; Türk milliyetçiliği hareketinin kendini aksiyon ve muhteva olarak ortaya koyduğu dönüm noktasıdır. 3 Mayıs, Atatürk’ün ölümünden sonra, onun Türk milliyetçiliği ölçüsünde geliştirdiği devlet politikasına dinamit koymak isteyenlerin, dinamitlerinin elinde patlatıldığı günüdür. 3 Mayıs Türk milletine sevdalı Türkçüler tarafından gayr-ı milli unsurlara dönemin iktidar sürecini elinde tutanların kendi eliyle hayat hakkı tanıması karşısında, en sert ve anlamlı duruş günüdür. 3 Mayıs başlangıçta 23 kişi çilesiyle şekillenmiştir. 3 Mayıs Çilesi bir Türklük çınarının tohumunu yeşertmiştir. Her çile sonrası olgunlaşarak büyüyen bu tohum, her 3 Mayıs’ta “3 Mayıs Türkçüler Günü”nün anlam ve önemini tüm gerçekleri ile yürek ve beyinlerimize kazıyarak sevdalarımızla, ülkülerimizle Türkçüleri aynı coşkuyla bir araya getirecektir. 3 Mayıs’ı Türk milleti ve Türkçüler unutmayacaktır, unutturmayacaktır. Bu vesile ile Türklük âleminin ve Türkçülerin, “3 Mayıs Türkçüler Gününü” bir bayram havasında kutluyor, şu anda çektiğimiz doğal virüs çilesi sonrasında da yeni bir tohumun yeşermesine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Başbuğ, Mustafa Kemal Atatürk’ün şu veciz ifadesinde belirttiği gibi: “ “ Taş kırılır, tunc erir, ama Türklük ebedidir.

Diğer mesajlar ise şöyle..

TOK: “3 MAYIS, TÜRKÇÜLÜĞÜN HAYKIRILIŞININ EN SERT VE EN ANLAMLI GÜNÜDÜR!”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri İL Başkanı Serkan Tok, 3 Mayıs 1944 Türkçülük Bayramı dolayısıyla açıklama yaparak, Türkçülük Bayramı’nın anlam ve öneminin büyük olduğunu söyledi.

MHP Kayseri İl Başkanı Serkan Tok, milliyetçiliğin tüm dünya milletleri arasında geçen mücadelede, sosyal yapıdaki en büyük silah ve güç olma özelliğini koruduğunu ifade ederek: “Türk Milliyetçileri bu duruşu ile 3 Mayıs 1944 günü resmi devlet yetkilileri tarafından her türlü işkence ve zulümle yargılanmışlardır. Kendi vatanında, milletine olan bağlılığı en açık ve berrak şekilde ifade eden insanlar maalesef bu sevgisinin bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir. Fakat Türk Milleti’ni emperyalizmin her çeşidinden korumak için varlıklarını, her yönü ile ortaya sunan Türkçülerin verdikleri mücadele bugün net bir şekilde anlaşılmaktadır. Dün Türkçüleri, Türk Milliyetçilerini en ağır şekilde eleştirenler, şimdilerde ise onlara hak vermenin mecburiyetini yaşamaktadırlar. 3 Mayıs 1944, Türk Milliyetçiliği hareketinin kendini aksiyon ve muhteva olarak ortaya koyduğu dönüm noktasıdır. Dönemin iktidar sürecini elinde tutanların gayr-ı milli unsurlara kendi eliyle hayat hakkı tanıması karşısında, Türk Milleti’ne kara sevdalı Türkçüler tarafından haykırışın en sert ve anlamlı günüdür. 3 Mayıs, Türk Milliyetçilerine en acımasızlığı yaşatanların karşısında ‘Çileler bizim rütbemizdir’ diyerek, her türlü olumsuzluk ve zorluk karşısında Türk Milleti’ne en derin sevginin tüm dünyaya ilan edildiği gündür. 3 Mayıs, Türk’ün değer yargılarını, bizi biz yapan değerleri savunanları hapislere, tabutluklara hapsederek, beyinlerinin körleştiğini ispat edenlerin Türk milliyetçileri tarafından tescillendiği gündür. 3 Mayıs, Atatürk’ün ölümünden sonra, onun Türk Milliyetçiliği ölçüsünde geliştirdiği devlet politikasına dinamit koymak isteyenlerin, dinamitlerinin elinde patlatıldığı gündür. Her çile sonrası olgunlaşarak büyüyen Türk Milliyetçiliği hareketi 3 Mayıs Türkçülük Bayramı’nın anlam ve öneminde yatan tüm gerçekleri yürek ve beyinlerimize kodlayarak sevdalarımızla, ülkülerimizle Türk Milleti için var olacağız. Türk Milliyetçileri çıktıkları hiçbir yoldan geri dönmemişlerdir. Ufkun genişliğinde verdikleri mücadelede şartların en ağır yönünü yaşasalar bile zafer her daim bizlerin olmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle, Türklük bayrağını her türlü fırtınaya karşı dalgalandırmayı kendilerine hayat felsefesi edinmiş ülkü devleri, başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız, Orhan Şaik Gökyay, Necdet Sançar, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi Togan, Muzaffer Eriş, İsmet Tümtürk ve daha birçok Türk Milliyetçisini rahmet ve minnetle anıyoruz. 3 Mayıs 1944 Türkçülük Bayramı’nı kutluyorum” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN TURAN, “ BİZ TÜRKÜZ, TÜRKÇÜYÜZ VE DAİMA TÜRKÇÜ KALACAĞIZ”

Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Serdar Turan, 3 Mayıs Türkçülük Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Kayseri Ülkü Ocakları Başkanı Turan mesajında, “1 Mart 1944 tarihli Orhun dergisinde Atsız tarafından kaleme alınan “Başvekil Şükrü Saraçoğlu’na Açık Mektup” ile aynı derginin 1 Nisan 1944 tarihli 16. sayısında yayınlanan “Başvekil Şükrü Saraçoğlu’na İkinci Açık Mektup” un ardı sıra fırtına kopmuştur. Aslında bu mektuplardan yaklaşık 1,5 yıl önce dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu 5 Ağustos 1942’de meclis kürsüsünde şu sözleri söyleyerek büyük alkış toplamıştı;

Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız”

Başbakanın bu sözlerini Atsız ilk yazısında,

‘‘Türk, tarihi ile uğraşmış bir münevver olarak söyleyebilirim ki ne ırkımızın ne de devletimizin tarihinde, Türk Milliyetçiliği resmi bir ağızdan bu kadar kesin sözlerle hiçbir zaman açığa vurulmamıştı. Bu sözlerin Türkçü çevrelerde nasıl sevinçle karşılandığını anlatmaya lüzum yoktur’’ sözleri ile övmüş fakat daha sonra bu sözlerin yalnızca söz olarak kaldığını, uygulamaya geçmediğini sert ve net bir tavırla korkusuzca dile getirmiştir. Özellikle solcuların devletin içinde yerleşip ideolojik verdiği savaşlarından bahseden Atsız son cümlelerinde yazısının dikkate alınıp alınmayacağına göre hareket edeceğini açıkça belirtmiştir.

Atsız ikinci yazısında, ilk yazısı için Orhun Dergisi’ni kapatmadığından hoşnut kaldığını bunu Türkiye’de yazı hürriyeti olduğunu ve hükümetin samimi Türkçü tavır gösterdiğinden memnun olduğundan bahsetmiştir. Tekrar solculuk, komünizm üzerine düşmüş hatta Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki (Maarif Vekaleti) solcuları kişi kişi yer yer örnek vererek açıklamıştır. Özellikle devlet büyüklerini ve rejime karşı 1931’de yazdığı manzume ile Konya’da 14 ay hapis yatan Sabahattin Ali’nin de vatan hainliğine vardığı eylemlerini anlatmıştır.

Bu yazı sonucunda aralarında Sabahattin Ali’nin de bulundu bir grup Atsız’a dava açtı. Ve 26 Nisan 1944’ te ilk duruşma başladı. İlk duruşma ertelendi. 3 Mayıs 1944 günü ikinci duruşma oldu. Aynı gün büyük bir kalabalık öncelikle Ulus’a sloganlarla, marşlarla yürüdüler. Ardından başbakanlığın önüne gelip Başbakan ile görüşmek istediler. Orda olmadığını öğrenince İstiklal Marşı söyleyip ayrıldılar. Yürüyüş devam ederken polisler kalabalığın üzerine gidip toplam 165 genci tutukladılar. Tarih bahseder ki, o gün ki artan coşkulu kalabalığı Ankara sokakları o güne kadar görmemiştir.

Daha sonra 9 Mayıs 1944’ te dava sona ermiş mahkeme Atsız’ın ‘’vatan haini’’ tabirini hakaret değil sövme olarak kabul etti. Ona göre ceza verdi, cezada indirim yaptı ve erteledi. Zaten dönemi düşünürsek yargıç beraat kararını veremezdi. Artık Türkçülük resmi ve siyasi dile gelmiş ve uyanmıştır. Ancak dönemin Milli Eğitim Bakanlığı durmaksızın Atsız dahil tüm Türkçülerin peşindeydi. İlerleyen günlerde Atsız tutuklandı. Onunla bağlantısı olan herkes gibi. Hatta Atsız’ın evinde yapılan aramada Başbuğ Alparslan Türkeş’in gönderdiği bir mektup bulunur ve onu da tutuklarlar. Aralarında Zeki Velidi Togan’ların, Orhan Şaik Gökyay’ların, Nejdet Sancar’ların, Reha Oğuz Türkkan’ların bulunduğu toplam 23 kişi 7 Eylül 1944’te ‘‘Irkçılık-Turancılık Davası’’nda yargılanırlar. Artık durmak bilmeyen İşkenceler, tabutluklar başlar. 29 Mart 1945’te dava tüm sanıkların beratiyle sonlanmıştır. Aslında sonlanan dava değil, orda bulunan Milliyetçi-Türkçülerin işkenceleriydi.

3 Mayıs Türkçülük gününün kısaca özetiydi bu. Aradan 76 yıl geçmiş olmasına rağmen o gün sokakta marşlar söyleyen Türk Milliyetçilerinin ateşlerinin değil sönmek daha da harlandığının göstergesidir. Başbuğ’lar, Atsız’lar, Gökyay’lar iyi ki vardılar. Onlar ateş olup kendilerini Türk milleti için yaktılar. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Bu vesile ile 3 Mayıs Türkçülük günü kutlu olsun!” ifadelerine yer verdi.

DOĞAN: “TÜRKÇÜLÜK MEŞALESİ ASIRLAR BOYU SÖNMEYECEK”

Milliyetçi Hareket Partisi Kocasinan İlçe Başkanı Hacı Ali Doğan, 3 Mayıs tarihinin Türk Milleti’nin yeniden dirilişinin ve uyanışının günü olduğunu belirterek, 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutladı.

Başkan Doğan,3 Mayıs’ın, Türk Milleti’nin yeniden dirilişinin ve uyanışının günü olduğunu vurgulayarak: “Türk Milleti’nin maddi ve manevi varlığına kast edenlere karşı gösterdiği anlamlı duruşun başlangıcı olan bu kutlu tarihin, 72. yıl dönümünü kutluyorum” dedi.
Son dönemde yaşanan olaylar nedeniyle milletin çok ciddi ve zor günlerden geçtiğini kaydeden Doğan: “Bilinmelidir ki, milletimiz tarih boyuncu pek çok kez sıkıntılı dönemler geçirmiştir. Ancak, aziz Türk Milleti bu dönemlerin hepsini aşmasını bilmiştir. Türk Milliyetçileri her zaman Türk Milleti’nin birliğinin, beraberliğinin ve bölünmez bütünlüğünün savunucusu olmuş ve daima olmaya da devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş ile merhum Hüseyin Nihal Atsız ve dava arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyor, onların yaktığı Türkçülük meşalesinin asırlar boyunca sönmeden gelecek nesillere aynı azim ve kararlılıkla aktarılması gerektiği düşüncesiyle Türk Dünyası’nın 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutluyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene” ifadelerini kullandı.

(Haber: Davut Güleç)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.