KIYAMET KOPUYOR!..


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

12 Aralık 2019, 14:45

Toplum ve ülke olarak ekonomide, siyasette, adalette, eğitimde, ahlakta, hukukta, tarımda, hayvancılıkta…. her alanda büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Tabiri caiz ise her alanda kıyamet kopuyor. Çare bulması gereken siyasi iktidar ve muhalefet çaresiz kalmıştır. Toplumsal sıkıntıları fazlaca dert edinmeyen iktidar ve muhalefetin tek dertlerinin iktidarda kalmak ve iktidarı ele geçirmek olduğu görülüyor.

Bu durum yanlış tercih yaptığımızı, liyakatsiz ve ehliyetsiz kişilere iktidar ve muhalefet görevi verdiğimizi göstermektedir. “İşi ehline vermediğiniz zaman kıyameti bekleyiniz.” buyruluyor.Yaşadığımız sıkıntıların temel sebebi işin ehline verilmemesidir. Birçok alanda kıyametimizin koptuğu ve kıyametimizi beklediğimiz görülmektedir.

“Siz Kitabı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?” (Bakara 44)

“Ey iman edenler, siz kendinizi düzeltmeye bakın; siz doğru gittikten sonra öte taraftan sapıtanlar size ziyan dokunduramaz. Hepinizin varışı sonunda Allah'adır. O size neler yaptıklarınızı o zaman haber verecektir.”(Maide 105

“Gerçek şu ki, insan azar. Kendini kendine yeterli gördüğü için.” (Alak 6-7)                                                                         "Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız." (Müminun 34)

“Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.” (Lokman 22)

Kıyametlerden kurtulma umudumuz var mı?..
Kur’an’ın uyarıları ışığında sosyal hayatımıza çekidüzen verdiğimiz zaman;Futbol taraftarlığı bizi kesmediği zaman. Yüreğimiz statlara değil, coğrafyalara sığmadığı zaman. Futbol sevdasından bir dava çıkmayacağını anladığımız zaman.  Üniversite mezunları daha ciddi  konulara  kafa yorduğu zaman. Başımızı dizilerin dizine değil, kitapların kucağına koyduğumuz zaman. Olup bitenlere seyirci kalmadığımız zaman. Sormayı ve sorgulamayı öğrendiğimiz zaman. Kurguyla gerçeği ayırt edebildiğimiz zaman. Aklımızı ve irademizi kendimiz kullandığımız zaman. Niceliğe değil, niteliğe baktığımız zaman. Uykuya, dinlenceye ve eğlenceye mesafeli durduğumuz zaman. Zevkin, sefanın ve rahatın huzurunu kaçırdığımız zaman. Yaratana, Sevgilisine ve kutlu mesajına gönlümüzü açtığımız zaman.  İnandığımız gibi yaşadığımız zaman. Söylediğimizi yaptığımız zaman. Haktan gayrısını teptiğimiz zaman. Elimiz kitapla, sözümüz edeple buluştuğu zaman. Cehalete cahil kaldığımız zaman, Bireycilikten toplumculuğa geçtiğimiz zaman. Toplumun menfaatini kendi menfaatimizden üstün tuttuğumuz zaman. “Ben” değil “biz” diyebildiğimiz zaman, Eğitimin her derdin devası olduğunu fark ettiğimiz zaman. Cinsiyet ayrımını terk edip, insanı insan olarak algıladığımız zaman.  Farklılıklara saygılı olduğumuz zaman, Su uyusa da düşmanın uyumayacağını bildiğimiz zaman. Dostumuzun, düşmanımızın farkında olduğumuz zaman. Türkiye’de yaşamanın bir bedeli olduğunu bildiğimiz zaman. Milletin derdiyle yandığımız zaman,
İşi ehline verdiğimiz zaman. Görev, iş ve meslek ahlâkına sahip olduğumuz zaman.
Adaleti önce kendi nefsimize uyguladığımız zaman. Kendimiz için istediğimizi başkaları için de istediğimiz zaman. “ Ve birbirimizi sevdiğimiz zaman kurtulma umudumuz vardır.

Özetle yanlışı ve yanlış yapanları terk ettiğimiz; doğrulara sahip çıktığımız, dürüst samimi insanlarlabirlikte olduğumuz, doğruları hayat haline getirdiğimiz zaman kıyametten kurtulma umudumuz vardır. Unutmayalım ki; “İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.”

Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.