KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA YER ALMAK İSTEMİYORSAK…


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

10 Haziran 2020, 12:30

Osmanlı paşalarından Defterdar Mehmet Paşa “Nesâsyıhu’l-vüzera ve’l-ümera veya Kitab-ı Güldeste” adlı eserindemilletlerin yok oluş ve milletler mezarlığında yer alışlarının sebeplerini ortaya koyarak devlet adamlarına öğütlerdebulunuyor.

Mehmet Paşa Osmanlı İmparatorluğunun başarı ve başarısızlığının tamamının memurların karakterine bağlı olarak geliştiği tespitinde bulunuyor. Yıkılmaya sebebin sistem olmadığını; sistemin yönetiliş tarzı olduğunu söylüyor. Özetle şunlara dikkat çekiyor.

Osmanlının başarılı olma sebebi olarak şunları ileri sürüyor. Kamu görevi yapacakların büyük bir titizlikle seçilir. Görev isteyenlere şüphe ile bakılır. Kamu görevi yapanlar en namuslu, en ahlaklı, en dürüst, en samimi, en iyi yetişmiş tecrübeli kişiler olmasına dikkat edilir. En iyi mevkiler bu insanlara verilirdi. Osmanlı bu titizlikle başarılı oldu tespitinde bulunuyor. 

Osmanlı İmparatorluğunun XV. XVI. Yüzyıllardaki ihtişamından sonra gerilemesinin temel sebeplerinden olarak da kamu görevi yapacakların seçiminde gösterilen hassasiyetten vazgeçilmesini olduğunu söylüyor. 

Devletlerin ve milletin zarar görmesi, karışıklıkların çıkması, bozulmaların olması, devletin yok olup milletler mezarlığında yer almasının nedeni; “ Emaneti ehline veriniz” sözünün göz ardı edilmesi, işin ehline verilmemesi olduğu, bunun herkestarafından kabul edilen tarihi bir gerçek olduğunu vurguluyor.

Rüşvetle, ehliyetsize ve zalime devlet hizmeti vermemek lazım. Bütün kötü adetlerin başlangıcı, her türlü kötülük ve karışıklıkların kaynağı, en büyük felaket ”rüşvet”tir.  İslam topluluğu için bundan daha büyük bela, din ve devleti yıkıcıbaşka kötülük yoktur. Çünkü rüşvet kişinin dinini ve devletini yıkar… deniyor.

Kendilerine sistem araştıran devletlerin çoğu Osmanlının yükseliş dönemini inceleyerek kendi sistemlerini kurmuşlar. Bizim Defterdar Sarı Mehmet Paşa’nın eserinden haberimizinolmadığı bir zamanda Amerikalı W.L. Wright, Benjamin Davis Shreve’in Princeton Üniversitesi’ne “eski ve modern milletlerin tarihlerinin tetkikiyle bunların gerileme, bozulma ve yok olma nedenlerinin meydana çıkarılması”amacıyla eseri İngilizceye çevirerek orijinali ile birlikte basmıştır.  

Yabancılar böyle yaparken biz ne yaptık?.. “Tarihi tekerrürdür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?” diyor milli şairimiz Mehmet Akif.

Batılılar tarihimizden ders çıkartırken biz kendi tarihimizden ders alıyor muyuz? Tarihte yaşanan sıkıntıların benzerlerini yaşıyorsak ki yaşıyoruz; tarihten ders aldığımızı söyleyebilir miyiz?..  

Devletin dini adalettir. Adalet temelli bir yönetim sistemioluşturmak zorundayız.  İktidarlara ve bakanlara göre değişen değil, Türk milletinin asli ihtiyaçlarına, tarihi ve kültürel sorumluluklarına göre belirlenmiş bir devlet politikamız mutlaka olmalı. 

Böyle bir devlet politikamız var mı?.. Ülkenin geleceğini inşa edecek insanları yetiştirecek kurum olan Milli Eğitimde sekiz bakan değişmiş, her defasında da Milli Eğitim politikamız değişmiştir. Aynı durumu ekonomiden dış politikaya kadar her alanda görmemiz mümkündür.

Yönetimde ehliyet ve liyakati ön planda tutmak zorundayız.Yolsuzluk ve suistimallerin üzerine taviz vermeden gidilmeli, çürüyen, kokuşan ve bünyemizi kemiren pislikler siyasi hayatımızdan temizlenmeli. İleri, mutlu ve güçlü bir Türkiye yolunda emin adımlarla ilerlemeliyiz. 

Tarihin milletler mezarlığında yer almak istemiyorsak sen ben kavgalarını bir kenara bırakıp işi ehline vermek zorundayız. Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali’nin 50 yıldan beri devam eden birlik çağrılarına, son yaptığı ölçüleri belirlenmiş; her parti başkanının saygınlığının korunduğu başkanlar kurulu oluşturalım, devlet yönetim sistemimizi yeniden tesis edelim, tüm vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunduğu milli birliği birlikte sağlayalım,“İslam Rönesansı”nı  gerçekleştirelim,  hep birlikte ülkemizi  Muhteşem Türkiye yapalım çağrısına parti başkanları ve tüm vatandaşlar kulak vermek zorundadır. 

Yaşananlardan hepimiz sorumluyuz. “Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez; fakat insanlar kendilerine zulmederler.” (Yunus 44) Yüce Allah’ın, başımıza gelenlerin kendi ellerimizle ettiklerimizden başkası olmadığı uyarısını, iştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluşun mümkün olmayacağı gerçeğiniunutmayalım. 

Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.