KAYSERİ YENİ TÜRLER DENEMELİ!


Samed Aydın Sun

Samed Aydın Sun

05 Temmuz 2020, 19:16

Dünya değişiyor, iklimler değişiyor.

Hayat değişiyor…

Biz, bu değişime dur demeye çalıştığımız gibi, bir yanda da ayak uydurmanın yollarını aramalıyız…

Zira, dünya her geçen gün biz insanların elleriyle her geçen gün daha da yaşanılmaz hale geliyor..

Pandemi süreci bize öyle güzel dersler verdi ki…

Bunlardan biri de tarıma gereken önemi göstermemiz gerektiği oldu.

Yaşça benden büyük olanlar çok daha iyi bilirler…

Önceden derslerde hep ‘Kendi kendine yeten bir Türkiye’ konusu anlatılırdı bizlere…

Hiç unutmuyorum, ilkokul yıllarında güzeller güzeli ülkemin dört bir yanında yetişen tarım ve hayvancılık haritası asılıydı sınıfların duvarlarında….

Ne oldu da, tarımdan uzaklaşmıştı?

Tam da  böyle bir soruyla yüzleşmeye başladığımız yıllarda, birden pandemi sürecini yaşadık…

Birden titreyip, kendimize geldik… Herkesin dilinde tek bir şey vardı.

- ‘Tarım’, ‘Tarım’, ‘Tarım’

Son üç ayda vatandaşlarımız gıda stoklarına başladı..  Kartlı ödemelerde market alışverişleri zirve yaptı…

Üstelik bu durum yalnızca biz de değil, dünyadaki pek çok ülkede benzer senaryoların oluşmasına neden oldu…

Balkonların, sebze bahçelerine dönüştüğüne şahit olduk. Herkes ikinci dalga şüphesiyle kendi ürünlerini kendisi yetiştirmeye başladı…

Kısacası  Türkiye özüne dönüyordu…

Keşke, böyle bir olay hiç yaşanmasaydı. Biz yine tarım sektörünü göz ardı etmemiş olsaydık…

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sadece tarım sektörüne odaklanmak elbette yanlış olur. Ama, kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını milli ve yerli imkanlarla karşılayıp tüm dünyaya ihraç edebilir olmak şu ortamda özellikle bizim gibi bir ülke için hiç zor değil diye düşünüyorum…

Teknolojinin getirdiği yeniliklerle birlikte artık tarım alanlarını en verimli şekilde kullanabilme imkanımız var. Ayrıca, ürünlerde de verimliliği artırabilir, ürün ya da dekar başına istatistiki verilerle hangi alanlara yoğunlaşacağımızı rahatlıkla ortaya koyabiliriz…

Gelelim biz Kayseri’ye…

Zaman zaman yazılarımda belirttiğim konulardan biri genellikle ağaç konusu olur..

Özellikle üniversite döneminde sık sık seyahat eder, gittiğim şehirlerden farklı türlerdeki fidanları Kayseri’ye getirirdim..  Fidan işlerinden anlayanlar bilirler belirli bir kilometreden sonra fidan getirmek risklidir.

Risk almayı seven birisi olarak, ağaç sevgisi ve fidanlara da merakı olan biri olarak sürekli bunu yapmaya çalışırım.. Bu bir delilik gibi olsa da zaman zaman fidanlarımın  tutmadığına şahit olur, hüzünlenir, baharın gelişiyle birlikte yapraklanmasıyla da bayram havası yaşarım..

Gerek fidan alırken, gerekse de fidanı dikeceğim yerde sürekli aldığım cevap ‘Bizim buralarda bu yetişmez’  ya da ‘Orada yetişmez’ olmaktadır…

Onlarda kendilerine göre haklılar. Ama, belli bir yağış rejimine alışmış fidanı aynı su rejimi ile beslersen sıkıntı olmaz… Benim tek korkum Kayseri’nin kışları sert geçen iklimi olur.

‘Olmaz’  cümlesi  bana hep şu sözü hatırlatır. ‘Ceviz diken, meyvesini yiyemez’

İyi de nasıl olur? Tamam ceviz zor yetişir. Ancak,  bu cümle bizim umudumuzu kırmamalı diye düşünüyorum..

Zira, cevizin gerek atmosfere saldığı gaz gerekse de meyve olarak faydası son derece önemlidir.

Kayseri’de başta Turan olmak üzere, üniversite içindeki göl civarında bir çok fındık ağacı bulunuyor. Aynı şekilde Hacılar ve Hisarcık’ta bir çok bağ evinde yetiştiğini biliyorum. Kayseri’de fındık hasadı yapan bir çok vatandaşımızın olduğunu biliyorum…

Bu topraklarda incir bile yetişiyor desem belki inanmazsınız. Ama, incir de Kayseri’de yetişiyor…

Kökleri yıllar öncesine dayanan bir çok incir ağacı var.  Hatta, bazı köylerin dağlarında yabani incirlerin olduğunu bilenleriniz ya da görenleriniz de olmuştur.

Karadeniz ikliminde yetişen fındık Kayseri’de yetişiyor da, Trabzon hurması neden yetişmesin?

-Evet Kayseri’de o da yetişiyor…

Peki ya kivi?

Bugüne kadar kivinin yetiştiğine dair somut bir bilgi sahibi olamadım. Ama, ben kivinin de Kayseri’de yetişebileceğine inanıyorum.. Çünkü, Bingöl’de bir kivi bahçesinde bunun hayata geçirildiğini görmek beni heyecanlandırdı..

Aynı şekilde mutluluk meyvesi olarak bilinen Gojjy berry (kurt üzümü) Kayseri’de yetişen bir tür. Faydası saymakla bitmiyor…

Tüm bu saydığım bitkiler, endüstriyel olarak yetiştirildiğinde çiftçimize ciddi anlamda gelir getirecektir.

Yahyalı’nın Adana’ya yakın bölümlerinde nar yetiştirildiğini de duymuştum. Yani demem o ki, Kayseri olarak artık farklı türler üzerine yoğunlaşmalıyız. Tarım da Kayseri olarak söz sahibi olmalıyız. Elma, kayısı ya da üzüm gibi türlerin alternatifini oluşturmalıyız. Bunları yaparken de eldeki bulgurdan olmamalıyız. Mevcut varlıklarımızı da korumalı hatta daha da iyileştirmeliyiz…

Bir başka konu ise, Anadolu’nun pek çok yerinde buğday tarlalarının birer lavanta bahçesine dönüşmeye başlaması oluyor. Geçtiğimiz yıllarda Kayseri’de bir buğday tarlasının lavanta bahçesi oluşuna tanıklık etmiştim. Isparta’da çok ciddi bir gelir kaynağı olan lavanta bahçeleri gerek görsel  bakımdan gerekse lavanta balı sayesinde önemli bir gelir kaynağı oluyor.

Aynı şekilde, Kayseri’de buğdaydan istediği geliri kazanamayan çiftçiler ya tarlasını kiralayarak ya da satarak, güneş enerji sistemlerinin kurulmasına aracılık ediyor.

Dünya değişiyor. Bizim de Kayseri olarak bu değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Gerekli toprak analizleri ile alternatif türlerin yetişip yetişmeyeceğine bakmalı, ‘Burada yetişmez’ diyenlere inat inandığımız yolda yürümeliyiz.

Sabretmeli, sabrın sonunda meyvelerini aldığımız günleri hayal etmeliyiz…

Çünkü, inanın bu tabloyu görmek insana keyif veriyor.

Emeklerinin karşılığını alan, toprakla hem hal olanlara selam olsun…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.