Kalça kireçlenmeleri artık büyük ölçüde engellenebiliyor


Sinan Karaoğlu

Sinan Karaoğlu

06 Temmuz 2020, 16:49

Sizlere bu yazıda erken tedavi edilirse önlenebilir bir kalça sorunundan bahsetmek istiyoruz. Nispeten yeni tanıdığımız, yeni anlamaya başladığımız bir sorun. Aslında en eski bilinen hastalıklardan kalça artrozu ya da halk arasındaki tabiriyle kireçlenmesinin altında yatabilen sebeplerden birisiymiş. Son yıllarda anlamaya başladı bilim dünyamız. Eskiden “neden bu yaşta kalça artrozu gelişti acaba” diye kendimize sorduğumuz ve kalça protezi yapmak zorunda kaldığımız erken yaş hastalarda sorularımız cevapsız kalırdı. Meğer yıllar önce kafamızı karıştıran, hep soru işareti oluşturan, bu erken yaşta kalça artrozu gelişen kişilerde genelde bu durum mevcutmuş; Kalça sıkışma sendromu

Aslında  yaşın ilerlemesiyle bazı bireylerde ciddi bir sağlık sorunu haline gelebilen kalça kireçlenmesinin birçok sebebi var: Romatizmal hastalıklar, doğuştan gelen kalça eklemi problemleri, geçirilmiş travma ve kırıklar, kalça ekleminde görülen iltihaplanmalar bunlar arasında. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki, kalça ekleminde genç yaşlarda görülen bazı sorunlar, ileri yaşlarda eklemde harabiyet oluşturarak kireçlenmeye sebep olabiliyor. Kalça eklemindeki küçük şekil bozuklukları veya hafif derecedeki uyumsuzluklar, tedavi edilmediği takdirde çok daha büyük problemlere sebep olabilmekte. Kalça sıkışma sendromu (Femoro-asetabuler impingement) denilen bu rahatsızlık erken yaşlarda teşhis edildiğinde, artroskopik yani kapalı cerrahi yöntemler uygulanarak tedavi edilebiliyor ve ileri yaşlarda oluşabilecek eklem harabiyetlerinin önüne geçilebilir. Son yıllarda popülerlik kazanan, teknik olarak nispeten zor olan ve bu konuyla ilgili özel bir deneyim gerektiren ‘Kalça artroskopisi’ ameliyatı sayesinde, bu rahatsızlığı bulunan hastalar artık tedavi edilebilir.

Kalça Sıkışma Sendromu nedir?

Kalça eklemini oluşturan yapılar arasındaki uyumsuzluk nedeniyle oluşan bir durumdur. Kalça eklemi ‘asetabulum’ denilen bir yuva ve ‘femur başı’ denilen bir küreden oluşur. İşte bu küredeki şekil bozuklukları veya yuvanın daha derin olması ve üzerinde kemik çıkıntılarının bulunması, bu ikisi arasındaki ilişkiyi bozar. Dolayısıyla zamanla aşınmaya; labrum denilen conta görevi gören yapının hasarlanmasına ve eklem kıkırdağının harabiyetine yol açar. Zamanında tedavi edilmeyen olgularda yıllar içinde harabiyet çok ilerler ve kalça protezi yapılmasını gerektirecek rahatsızlıklara sebep olur.

Genelde hastaların ilk şikâyeti kalça ve kasık bölgesinde ağrıdır. Uyluk ön kısmından dize doğru yayılan ağrı tarif ederler. Çömelme ve merdiven çıkıp inerken ağrı artar. Zamanla kalça hareketlerinde kısıtlılık başlar. Dolayısıyla topallama ortaya çıkabilir. Hastalar bazen kalçalarında kilitlenme ve takılma hissettiklerini belirtirler.

Tanısı çok zor konulan bir rahatsızlık olmamakla birlikte, sıklıkla atlanan ve teşhiste gecikilen bir hastalıktır. Bunun en büyük sebebi ortopedi camiamızda nispeten yeni tanınmaya bilinmeye başlamasıdır. Son yıllarda tedavisi yapılmaya başlanan bir rahatsızlık olması nedeniyle, daha önceden normal olarak değerlendirilen bazı bulgu ve görüntüler, artık bu rahatsızlığın tespitinde önemli rol oynadığı için, hekimlerin de bu konuda tecrübesini arttırması gereklilik arz etmekte.

İyi bir fiziki muayene ve doğru teknikle çekilen bir röntgen filmiyle tanısı büyük oranda konulabilir ancak eklemdeki patolojinin detaylandırılması ve cerrahiye karar vermek açısından MR ve bilgisayarlı tomografi de gerekebilmekte.

Kalça sıkışma sendromunun tedavisi nasıl yapılyor?

Bu rahatsızlığın tedavisinde amaç, sıkışmaya sebep olan kemik çıkıntısının traşlanarak, ileride eklem harabiyetine yol açmasının önlenebilmesidir. Önceki yıllarda bu rahatsızlığın ameliyatı, açık teknikle, kalça eklemi yerinden çıkarılarak ve sonrasında tekrar yerine yerleştirmek suretiyle, çoğu zaman implantlardan da faydalanılarak yapılan zor ve hasta açısından da daha sıkıntılı bir cerrahiydi. Ancak son yıllarda hem teknolojinin gelişmesi hem de yeni ameliyat tekniklerinden faydalanılması suretiyle, bu büyük cerrahi, birer dikişlik  3-4 adet kesiden girilerek yapılabilmekte. Artroskopik yapılan bu ameliyatta, sıkışmaya neden olan kemik çıkıntıları traşlanmakta, labrum denilen dokudaki yırtıklar tamir edilebilmekte, eğer kıkırdak hasarı gelişmişse, ona da uygun şekilde müdahale edilebilmekte. Bu operasyonun kapalı olarak yapılması hastalar açısından hem iyileşmenin çok daha hızlı olması, hem işlem sonrası ağrı ve rahatsızlığın çok daha az hissedilmesi, hem de hızlı şekilde işe veya spor aktiviteye dönüşe izin vermesi nedeniyle oldukça avantajlı.

Ülkemizde de son yıllarda uygulanmaya başlanan ‘Kalça artroskopisi’ ameliyatı sayesinde hastalar bu tekniğin avantajlarından faydalanmaya başladılar. Ancak teknik olarak zor olan ve bir deneyim gerektiren bu operasyon, oldukça sınırlı sayıda merkezde ve sınırlı sayıda cerrah tarafından uygulanmakta. Biz de Ortopedi ve Travmatoloji ekibimiz olarak bu tip hastaların cerrahi tedavi ve fizyoterapilerini hastanemizde uygulamakta ve bu konudaki ihtiyacı gidermekteyiz.

Kalçadaki bu sıkışma durumu belli bir süre belirtisiz yani genellikle sinsi şekilde olabilmekte. Özellikle 40-50 yaş öncesi kalça artroz (kireçlenme) problemlerinin önemli bir kısmının altında bu durum yatmakta. Bu yüzden erken tanı ve tedavi, geri dönüşü olmayan hasarların önlenmesi ve kalça protez ameliyatından kaçınmada oldukça önemlidir.

Prof.Dr.Sinan Karaoğlu, Op. Dr. Bertan Cengiz, Fzt. Yusuf Mücahit Turan

Kayseri Acıbadem Hastanesi

Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.