İnsanlığı bekleyen nükleer tehlike


Davut Güleç

Davut Güleç

09 Temmuz 2020, 21:53

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Köşe yazılarımda çoğu zaman, uzmanların ilginç ve güncel konulardaki görüşlerini içeren, bana özel olarak gönderdikleri paylaşımlarına da yer vermeye çalışıyorum.

Bugün yine Sivil Savunma ve İtfaiye Teknikeri Beytullah Ateş’in, tüm dünyada gündemde olan ‘insanlığı bekleyen nükleer tehlike’ üzerine yazdıklarını sizlere aktarmak istiyorum.

***

34 yıl önce bugün 1986'da, o dönem Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Ukrayna'nın başkenti Kiev'in kuzeyindeki Çernobil kenti, insanlık tarihinin en korkunç çevre felaketlerinden birine sahne oldu.

Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali'nin dördüncü reaktöründe yaşanan patlama sonucu çevreye, 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasının 50 katına eşit miktarda radyasyon yayıldı.

Patlamanın ardından radyoaktif madde yüklü bulutlar Türkiye dahil birçok ülkeyi etkiledi.

Çernobil nükleer faciası bazı bağımsız araştırmalara göre yaklaşık 200 bin kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak ölümüne sebep oldu.

Çernobil'de 4 Nisan 2020'de başlayan ve yaklaşık iki hafta sonra ancak kontrol altına alınabilen orman yangını, nükleer facianın izlerinin günümüzde ne derece risk oluşturduğu konusunu da bir kez daha gündeme getirdi ve nihayetinde kontrol altına alınması rahat bir nefes aldırdı.

***

Küreselleşen Dünya'da ülkemizde nükleer santral alanında son 10 yıldır somut adımlar atmış ve ‘bu alanda bizde varız’ demiştir.

Ülkemizde şuan planlanan 3 ve yapımına başlanılan bunlardan ikisi Mersin ve Sinop ilinde diğeri ise Trakya tarafına düşünülmekte olan santraller vardır.

Şimdi gelelim asıl konumuza 'Nükleer Tehlike' olarak adlandırdığımız yazımızda ülkemizin bu nükleer enerji ve beraberinde getireceği tehlikelere hazır mıyız?

***

Sivil Savunma ve İtfaiye ekipleri başta olmak üzere diğer acil durum müdahale ekipleri bu konuda ne kadar çalışma yapmış, brifing toplamıştır.

Yakın tarihte meydana gelen sözde süper güç devletlerin dahi çaresiz kaldığı bir patlamada biz bu şemanın neresinde yer alırız?

Alınan eğitimler arasında Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) eğitimleri var fakat yeterli mi?

Her acil afet müdahale birimleri bu konuda toplantı yaptı mı?

Öncesi ve sonrası oluşabilecek tehlikelere yönelik senaryo planları hazır mı?

Özellikle İtfaiye teşkilatları her olayda aktif olarak çalışmaktayken kaçınılmaz bu tehlike için gerçekten hazır mı?

Bir atık katı veya sıvı fabrika tesislerindeki yangınlarında bile günlerce çalışma yapılmaktayken bu gibi durumda neler yapılmalıdır?

"Sorumlu kişiler, sorunun çözülmesinden önce sorunlu olursa, bütün sorumluluklarımız her zaman olduğu gibi felaketten sonra olacaktır..."

***

Umuyoruz ki Devletimiz gereken azami önemi gösterir Sivil Savunma ve İtfaiye çalışanlarını bu konuda daha titiz, üstün bir eğitimle bilgilendirir.

Türkiye'nin en güçlü İtfaiye Teşkilatları başta olmak üzere tüm teşkilatlara gereken özen, özellikle bu konuda gösterilmelidir.

Şüphe yok ki her olayda olduğu gibi bu ve benzeri tehlikelerde de öncü ve aktif bir şekilde mücadele edecek olan İtfaiye Teşkilatları unutulmamalıdır.

3 asırlık bu teşkilat isimsiz kahramanlar olarak anılsa da bizler her zaman halkın can ve mal güvenliğini sağlamak için varolduk, varolacağız...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.