BİR DEĞİL BİN AYASOFYA AÇSAK …..?  


Mustafa Temizer

Mustafa Temizer

03 Ağustos 2020, 14:15

                                                                                                                             

Millet Partililerin 29 Mayıs 1970 yılında düzenlediği ve on binlerin katıldığı ”Fetih Mitingi”, “Milletim Uyan!... Fetih toplumu olmak zorundayız.  “Ayasofya ibadete açılmalı.”… çağrılarının meyvesi olarak Ayasofya seksen beş yıl aradan sonra ibadete açıldı. Başlangıcın günümüze Fatih’in emanetine sahip çıkan, Ayasofya’nın ibadete açılmasına sebep olan, emeği geçen herkese minnettarız.

Sadece Ayasofya’yı ibadete açarak Fatih’in emanetine sahip çıkmış olur muyuz? Ayasofya’nın açılması mı daha önemli Fatih’in sağladığı Hakkı, hukuku, adaleti sağlamak mı? Toplumu fetih toplumu yapmak mı?.. Fatih’in ve fethi gerçekleştiren toplumun özelliklerini taşıyor muyuz? Taşıyorsak Fatih’in emanetine sahip çıkıyoruz demektir. Aksi halde bir değil bin Ayasofya açsak Fatih’in emanetine sahip çıkmış olmayız. Sadece Fatih’i ve fethi siyasi kaygılarımız için istismar etmiş oluruz. 

İşte iki örnek:                                                                                                                                                      Caminin sütunlarını kasıtlı olarak istenenden daha kısa tutmak için kesti diye bir ecnebi ustanın kolunu kestiren Fatih, kolu kesilen ustanın şikayeti üzerine yargılanıyor. Kolu kesilen haklı bulunuyor ve Fatih’in kolunun kesilmesine karar veriliyor. Fatih’i İstanbul’un fethine götüren, Ayasofya’yı cami yapan hukuk ve adalet anlayışı bu. Bugün Fatih’in Hakk, hukuk, adalet anlayışına sahip miyiz?.. 

Fatih, toplumun fethe hazır olup olmadığını anlamak için tetbili kıyafet, elinde alacaklarının listesiyle çarşıya çıkıyor. Sabahın ilk saatleri.  Dükkanının birine giriyor. Elindeki listeyi uzatarak listedekileri vermesin söylüyor. Esnaf listeden sadece birini vererek ücretini talep ediyor. Fatih, diğerlerini niçin vermediğini soruyor. Dükkan sahibi; ben siftah ettim. Komşum henüz siftah yapmadı. Diğerlerini de ondan al diyor. Fatih her girdiği dükkanda aynı muameleyi görüyor. Listedekilerin her birini ayrı ayrı dükkanlardan almak zorunda kalıyor. Ve diyor ki; Ben bu toplumla değil İstanbul’u dünyayı fethederim. Bugünün toplumunda böyle bir anlayış var mı? Fatih gibi devlet adamı anlayışına, o günün toplumu gibi Müslümanlık ve vatandaşlık anlayışına sahip olmadan gerçekten Fatih’in emanetine sahip çıktığımızı söyleyebilir miyiz?..

Devlet adamlarında ve toplumda fetih ruhu yoksa bir değil bin Ayasofya’yı ibadete açsak ne kıymeti olur?..

 Önce Fatihi ve Fethi doğru anlamak zorundayız.

 Fetih nedir? Fetih, İslam'a has bir kavramdır ve İslam'ın temel hedef ve ölçüleriyle anlam kazanan son derece nazik, ince ve yüce bir kavramdır. Fetih, bir ameliyat gibidir!  Ameliyata; şifaya kavuşmanın tek ama tek çaresi kabul edildiği zaman katlanılır. İnsan bedenine zorunlu bir müdahale ameliyatla olabilir. İnsanı ilgilendiren her eylemin bir hukuku, ahlakı ve amacı vardır. Bir cerrahî müdahaleyi tıp ahlâkından, hukukundan, amacından ayırdığınız zaman, bir tıbbî müdahalenin cinayet işlemekten farkı kalmaz.                                                                                                                                                

Hasta, toplum olduğu zaman, topluma yapılan zorunlu fiziki müdahale de fetihtir. Fetih kavramı, İslam Medeniyeti'ne ait bir kavramdır. Fethi de fethin hukukundan, ahlâkından ve felsefesinden ayrı düşünemeyiz. Fetih, ince, çok yüce duyarlıkları olan, ölçüleri bulunan, ulvî hedefleri olan soylu bir terkiptir, asil bir eylemdir.                                         

Özet olarak fetih, İslami bir kavramdır. İnsan bedeni için zorunlu müdahale olan ameliyat gibi, toplumların, kangrenleşen rahatsızlıklarının tedavisi için yapılan müdahale de fetihtir. Fatih, İstanbul’u fethederek; sadece Bizans toplumu için değil, tüm insanlık için, yapılması gereken bir müdahaleyi yapmış, gerekli bir ameliyatı gerçekleştirmiş.  Ve insanlık için bir çağın kapanışını yeni bir çağın açılmasını sağlamıştır.

Bugün toplum olarak önce bizim bir ameliyata ihtiyacımız yok mu? Bu ameliyatı gerçekleştirmeden bir değil bin Ayasofya’yı açsak ne kıymeti olur.

1970 de Milletim Uyan!... Milli Birlik, Yeniden Milli Mücadele, Tam Bağımsızlık, Ayasofya ibadete açılmalı diyen,” Fetih mitingleri” düzenleyen, Millet Partililer bugün toplumsal ameliyattan, fetih toplumu olmaktan bahsediyor. İslam’ın yeniden dirilişini (İslam Rönesansını) gerçekleştirmek, İslam Barış Medeniyetini inşa etmek istiyor. Toplum olarak böyle bir anlayışa sahip olmadan Fatih’in emanetine sahip çıkamayız. Sadece istismar aracı olarak kullanmış oluruz.

Zaman birlik zamanıdır. Zaman el ele gönül gönüle verme zamanıdır. Zaman ayırımsız tüm vatandaşlarımızın Milli Mücadele ruhuyla yeniden toplanma zamanıdır. Zaman İslam’ın yeniden doğuşunu “İslam Rönesansı”nı gerçekleştirme Fatih’e ve fethe layık olma, tüm insanlığın barış ve mutluluğunu sağlayacak “İslam Barış Medeniyetini” kurma, ülkemizi hep birlikte Muhteşem Türkiye haline getirme zamanıdır…   

                                                                                                                                                                               İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.”

Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.