Benim yolum Kayseri’ye


Razuddin Barlas

Razuddin Barlas

28 Temmuz 2020, 23:51

Hayatımda ilk defa geçen yazın son aylarında, Türkiye’nin güzel şehirlerinden Kayseri’nin ismini duydum. Kabil’de Güneşli bir yaz günü, çalışma ofisiminde oturup ve bir haber raporunu yazarken bir anda bir e- posta geldi. Gelen e- posta dikkatimi o kadar çekmedi, çünkü Afganistan’da bir medya haber ajansında editör olarak çalışmaktaydım ve bu yüzden günlük bana farklı örgütler ve kişiler haber raporunu hazırlamak için e-posta gönderirdi. Kendi kendime haber raporunu bittirince e-postaya daha sonra bir göz atarım diye işime devam ettim.

İşim bitince saat tam 3:00 olmuştu ve gelen e-postaya baktığımda (YTB)Türkiye scholarships burslarından gelmiş. Sınavda başarılı olduğumu ve Türkiye’nin Kayseri şehrinde, Erciyes Üniversitesi yüksek lisans alanında burs kazandığımı gördüm. Bir an o kadar mutlu oldum ki anlatamam çünkü her kes kolaylıkla bu bursu kazanamazdı; zira her sene sadece Afganistan’dan otuz binden fazla öğrenci bu bursa başvurmakta ve bir çok zorlu süreç ve değerlendirmeden sonra yaklaşık iki yüz öğrenci başarılı olmaktadır ve ben onlardan biriydim.

Kayseri şehrinin ismini duyar duymaz merak ederek araştırmaya başladım. Araştırırken Kayseri’yi büyük aynı zamanda öğrenciler için eğitim alanında harika bir şehir olduğunu keşfettim. Bu e-posta üzerinden yaklaşık iki ay geçmiş ve ben Kabil’deydim. Afganistan’ın başkentinden hareket ettiğim zaman çok heyecanlıydım, çünkü ilk defa yabancı bir ülkeye gidecektim.Her şey benim için farklı olacaktı. İstanbul havaalanına varınca bu şehir hakkında duyduklarım ve araştırdıklarım gibi olmadığını daha çok farklı olduğunu hissetmiştim. Kalabalıklığı ile, farklı insanları ile havalimanının kendisi bile muazzamdı.

İstanbul’da çok kalamadım çünkü uçağımın uçuş zamanı gelmişti ve Kayseri’ye gitmek zorundaydım. Bu nedenle uçağa binip istediğim şehre yani Kayseri’ye geldim. Kayseri havaalanına vardığımda çok korka korka uçaktan indim. Korktuğum çok şey vardı, bir yanda Türkçe bilmeyen kişiydim ve aynı zamanda yabancı bir yer, ne ederim, ne yapabilirim diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Öte yanda hava yavaş yavaş karanlığa bürünüyordu ve burada hiç kimseyi tanımıyordum. bu büyük şehirde nereye giderim, gece nerede kalırım. Çantamı alıp, öyle düşünürken havaalanından çıktım, ne şanslıyım ki iki tane Türkiye Burslarının öğrencesi havaalanının çıkış kapısında adımı bir kağıtta yazıp beni beklediğini gördüm. İsmimi görünce gözlerim parlamış, direkt onlara gidip sohbet etmeye başladım. Onlarla sohbet ettikten sonra, onlardan birinin Afgan olduğunu öğrendim ve kendimi biraz daha iyi hissettim. Havaalanından çıktığım zaman hava kapkaranlık olmuş ve o gece yolda giderken Kayseri’de ışıktan başka bir şeyi göremedim ama çok heyecanlıydım ve kendi kendime tekrar tekrar bu nasıl bir şehir olabilir ve kendimeüç seneyi burada geçirebilecek miyim?” diye sormaktan alıkoyamıyordum.

Yurda varana kadar, yol boyunca sadece ışıkları görebildim ve bana sıkıcı geçti ama iyi ki yeni Afganlı arkadaşım sohbet etmeye başladı ve ben de Kayseri şehri, yurt, üniversite, Kayseri toplumu hakkında soru sormaya başladım. Cevap bitmeden, başka soruyu sorardım ve arkadaşım yanıtlıyordu. Neticede o gece Kayseri hakkında çok bilgi edindim. Kısa bir zaman sonra yurda ulaştık ve oraya yerleştirildim. Kaldığım yurt pek çok hoşuma gitmedi çünkü yeni özel bir yurttu ve olanakları düşündüğüm kadar iyi değildi. Yerleştiğimden sonra arkadaşım bana yarın yanına geleceğim, üniversiteye gideceğiz diyerek benden ayrıldı çünkü o başka bir yurtta kalıyordu ve gitmek zorundaydı.

O gece gerçekten kendimi gurbette çok yalnız hissettim halbuki ben daha önce de aileden uzak gurbette yaşamıştım ama o gece gibi zor geceyi geçirmedim ve  zamanla kendimle düşünmekten sıkıldım... Hayatımın en uzun gecesi, o gece diyebilirim. Sanki hiç sabah olmayacakmış gibi. O gece bir şekilde geçti ve sabah oldu. İlk kalktığımda merakla odamın penceresinden dışarıya baktım ki ne kadar güzel bir hava, binalar,manzaralar ve sakin bir atmosfer gördüm. O anda ne kadar rahatladım anlatamam ve gecenin negatif düşüncesi çoktan kafamdan uçup gitmiş sanki yeni doğmuşum ve yeni bir yaşama başlamışım gibiydi. Daha sonra da arkadaşım geldi ve onunla Türkçe dersine kaydolmak için Erciyes Üniversitesine gittim. Üniversiteye gelince, ortamı ve üniversitenin büyüklüğünü görerek  bir taraftan çok mutlu oldum ve başka bir taraftan gerçekten de şaşırdım çünkü daha önce böyle büyük bir üniversiteyi görmemiştim. Neyse Türkçe dersine kaydolduktan sonra Kayseri şehrinin merkezini gezmek için şehre gittik. Şehir İstanbul gibi büyük, kalabalık, gürültülü değil, çok sakin, küçük, biraz tenha aynı zamanda da sıkıcı gökdelenlerden de az olduğunu gördüm. Bir kaç gün içinde merkezin hemen hemen her yerini dolaştım, hayatımda ilk defa Türk kahvesini içtim, döner de yedim ilk defa yiyordum çok farklı ve lezzetli idi ayrıca Kayseri’deki Afganlı öğrencilerle de tanıştım.

Kayseri’de hayatımın bir ayı, geze geze geçti ve nihayet Türkçe dersine başladım. İlk gün Sınıfa girince çeşitli öğrencileri, farklı ülkelerden gördüğümde oldukça mutlu oldum çünkü ben ülkemin dışında öyle çeşitli öğrencilerle bir sınıfta ders çalışmak istiyordum. Zamanla sınıf arkadaşlarımı çok iyi ve nazik buldum. onların hayatıma renk kattılar çünkü insanlığın, arkadaşlığın, davranışın ve ahlakın dersini onlardan öğrendim.

Burada öğretmenlerim hakkında biraz söylemek istiyorum. Türkçe dersine başlayınca, Medine Bakırdoğan ve Gürgan Moralı sınıf öğretmenlerimiz oldular. Gerçeği söylemem gerekirse onların nezaketinden, iyiliklerinden ve yabancı öğrencilerle iyi davranışlarından ne kadar bahsedersem azdır. Onların bize kazandırdıklarını ve bize yaptıkları iyilikleri anlatmakta kelimeler yetersiz kalır. öğretmenlerimin ve arkadaşlarımın iyiliklerini unutamam. Öğretmenlerim sayenizde bugün dost dili Türkçe’yi çok iyi öğrendim. Her yerde olsalar hayatlarında başarılar dilerim ve onlar ıher zaman çok çok özlediğimi ifade etmek istiyorum.

Sonunda, Kayseri’yi zamanla ve yaşadıkça çok iyi ve güzel bir şehir olduğunu, insanlarının da ne kadar misafirperver, yardımsever, dini ve gerçek kültürünü yaşamakta olan maneviyatlı bir şehir olduğunu fark ettim. Kayseri’ye ve insanlarına bizi misafir olarak ağırladıkları için ve bizi kabul ettikleri için teşekkür ederim. Allah’tan gönlünüze bereket, yurdunuza huzur, devletinizi daim  kılsın.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.