Alkışlamak yetmez… (5)


Davut Güleç

Davut Güleç

25 Mart 2020, 23:32

DAVUT GÜLEÇ

GAZETECİ

davutgulec@hotmail.com

Kayseri’nin tanınmış ve sevilen uzman doktorlarından Yunus Yıldızkan, güncel bir konuda Dr. Yılmaz Ergut’un yazdıklarını onaylayarak ‘Bir doktordan mesaj var’ başlığı ve ‘Benzer mesajları başka hekimlerden de aldım. Her gün şiddete maruz kalan sağlık personeli, virüs salgını sonrası, magandaların yeniden fabrika ayarlarına döneceğini biliyor.  Bu alkış işini samimi bulmuyor. Devletin ve milletin kendilerine gerçekten sahip çıkmasını bekliyor’ kendi yorumu ile paylaşmış. Bende aynen yer veriyorum.

***

“Halkın sağlık çalışanlarını alkışlama saçmalığı, bizi çok irrite ediyor.
İkiyüzlülük istemiyoruz.
Virüsten korktukları için, insanların bizi alkışlamasını istemiyoruz.
Hastalanan insanlara bakmak, zaten bizim işimiz.
Peki, istediğimiz ne? 3 şey;
1-Usulsüz taleplerine cevap alamadığı için, sağlık personeline saldıran magandalara caydırıcı cezalar verilmesini istiyoruz. İnsanlar, adliyede bir hakime, bir savcıya saldırabiliyorlar mı? Ya da, karakolda bir polise yumruk atabiliyorlar mı? Niçin? Biliyorlar ki, yaparlarsa kodesi boylarlar. Hastanelerde yapanlar, çıkarıldığı mahkemede, gittiği karakolda salıveriliyor. Aynı hakim-savcı, kendi meslektaşlarından birine çok daha azı yapılsa bile, sanığı tutuklayıp hapse atıyor. Oysa, kanun aynı kanun, mağdur olan aynı memur. Hukukun uygulayıcıları, kendilerine torpil yapıyor. Niçin öyle yapıyorsunuz diye soruyoruz; 'yasa böyle' diyorlar. Bununla ilgili sağlıkta şiddet yasası, hemen çıkmalı.
2-'Mal praktis' diye bir yasa çıkardılar. Nefes alamaz, riskli hastaya bakamaz hale geldik. Hastaneye gelen her hastanın iyileşmesi diye bir kural yok. Eğer, hasta tedavi, ilaç yada ameliyat komplikasyonu neticesinde ölürse, yandık. Birileri hasta yakınlarına; 'Doktoru mahkemeye verin, para koparırsınız' diye gaz veriyor. Sonucunda bir şey çıkmasa bile, mahkemelerde sürünüyorsunuz. Demokles'in kılıcı gibi, kafalarının üzerinde sallanan bu yasadan sonra; hiç bir doktor, ağır hastalara bakmak ve ameliyatını yapmak istemiyor. Hastalar oradan oraya gönderilip duruyor. Kimin elinde patlarsa, olan ona oluyor. Sonuçta zararı, hasta ve hasta yakınlarına oluyor. Riskli hastası olan, tanıdık doktor,eş- dost,
politikacı, bürokrat bulma peşine düşüyor. Artık, herkes efendi hastalara ve yakınları saygılı hastalara bakmayı tercih ediyor. Bu yasa, komplikasyon ve tıbbı hata kavramını net olarak belirleyecek şekilde düzeltilip, yumuşatılmadıkça; riskli hastalar, iyi hekimlere tedavi olma şansı bulamaz.
3-Siyasi iktidarın seçmene şirin gözükme adına kurduğu, doktorları şikayet etme hatları hemen kaldırılmalı. Şikâyeti olanlar, eskiden ve diğer kurumlarda olduğu gibi, şikayetlerini ilgili kurumun yöneticilerine yapmalı. Hakimleri ve savcıları şikayet etme hatları var mı? Polisleri, askerleri şikayet etme hatları var mı? Rüşvet isteyen belediye memurlarını, rüşvet isteyen bürokratları şikayet hatları var mı? Güçleri sadece, sağlıkçılara ve öğretmenlere yetiyor. Cahil cühelaya şirin gözükeceğiz diye, sağlık ve eğitim çalışanlarında; ne moral, ne çalışma şevki bıraktılar. Herkes akşam eve geldiğinde,' Allaha şükür, bugünü de kazasız belasız atlattık' diyor.  Şimdi korkudan, balkonlardan sağlık çalışanlarını alkışlatıyorlar. Alkışlatsanız ne olur, alkışlatmasınız ne olur!” (Dr. Yılmaz Ergut)

***

Hakim ve Savcıların şikayetleri bildiğim kadarıyla HSK tarafından ön soruşturma yapıldıktan sonra değerlendiriliyor. Avukatlar hakkında yapılan şikayetlerin soruşturma izini Adalet Bakanlığı tarafından veriliyor. Sağlık çalışanları hakkında yapılan şikayetler çok basit bir şekilde işleme alınıyor. Cumhuriyet Savcılığı resen soruşturma yapıyor, gerekli incelemeler kamu kaynakları ile yapılıyor. Basit bir dosyanın maliyeti 3-4.000 TL yi buluyor. Ölümlü olaylarda bu maliyet 10.000 TL yi geçiyor. Sonuçta hekim kusurlu çıkarsa dava açılıyor ve toplanan deliller tazminat davası için kullanılıyor. Hekim kusursuz çıkarsa şikayetçinin hiç bir gideri olmuyor. Bu nedenle öncelikle yasada değişiklik yapılarak hekime direkt ceza davası açılama malı. Önce hukuk mahkemesinde dava açılarak sağlık personelinin kusurlu olup olmadığı tespit edildikten sonra ceza davaları açılmalı. Hukuk mahkemelerinde peşin harç ve yargılama giderleri ödendiğinden haklı olmadığını düşünen o kadar parayı ödemeye göze alamayacaktır. Şu anda göle maya çalıp ya tutarsa diye hiç bir risk almadan şikayet ediyorlar. Maya tutarsa kamunun kaynakları ile davaya devam ediyorlar, tutmazsa cebinden 5 kuruş çıkmadan işten sıyrılıyorlar. (Hasan Din)

***

Sessizlik hakim! Koronavirüsü nedeniyle özellikle çocukların ve yaşlı insanların uğrak yeri olan parklar tamamen sessizliğe büründü. temenni, parkların en kısa zamanda eski hareketliliğine dönmesi. (Mehmet Avni Aydoğan)

***

Evinizin en küçükleri, memleketin ışık saçan yarınları, biz Cumhuriyet Halk Partisi Kayseri Gençlik Örgütleri ile ülkemiz için fayda sağlayacağımız her görevi borç biliriz.  65 yaş üstü büyüklerimizin sokağa çıkma yasağı ile birlikte binada gençlik var projemizi büyütüyoruz. Bu şehirde gençlik var diyoruz. Destekleriniz bize mutluluk verecektir. Gelin iyilik yapmak için en önde gidenler biz olalım (Eda Albayrak)

***

Camiler kapanmadı, rabbim bizi evinden kovdu. Oh olsun bize. Kabe ye sahip çıkamayıp beş para etmeyen vahabi araplara yem ettik diye. Camiler kapansa ne olur ki vakit namazlarında 1 saf var yada yok. Oh olsun bize rabbim evini bize kapattı diye. Şimdi o biriktirip Allahın her yerde infak et dediği paranızla demirden evler inşaa edin. Öyle erzaklar depolayın ki evinizin tüm odalarına, yiyin yiyin bitiremeyin. "Nerede Olursanız Olun, Sarp ve Sağlam Kaleler İçinde Bulunsanız Bile Ölüm Size Ulaşır."
(Nisâ: 78) İşte o zaman etrafınız da parasızlıktan hatalar yapan, uykusuz geceler yaşayan, ölmek isteyen yakınınıza kör kalıp vermek istemediğiniz paranız, o cimriliği tutumluymuş gibi kendi ruhunuzu kandırdığınız para sizi kurtaramayacak. Oh olsun bize ne kadar da korkuyormuşuz ölümden oysa. İmanın zerresi kalmamış ruhumuzda. Oh olsun bize. Yarın akşam kandil ve biz biçare evimiz de. İyi bakın yaşı 60 dan fazla olan babanıza annenize. O gözünüzle görmediğiniz virüs girerse içine. Boğularak can verdiğinde. Gözünüzle görüp inanmadığınız iman Kuran, gelsin fikrinize. Oh olsun bize tüm yazdığı kitapları okuyup bitirip idrak edemezsek karantina altında kaldığımız evimizde. Çoktan boğulup ölmüşüzdür sahipsizce. (Caner Yılmaz)

***

Hayaller de yaşla birlikte büyüyor. Küçükken fırıncı olmak isterdim, şimdi favorim zebani galiba ateşle oynamayı çok seviyorum.(Mehmet İncialan)

***

Corona virüsü Kayseri'de de bir can aldı maalesef. Önceleri durumun ciddiyetinin farkında değildim. Hızla yayılan virüs herkes gibi beni de endişelendirmeye başladı. Tedbirler bize garip gelmesin. Bu kadar tedbir alınmasa hepimiz birbirimizle irtibat ve temas halinde olmuş olsaydık durumumuz daha vahim olurdu.
Ölüm hepimizin unutmadığı kaçınılmaz gerçek. Fakat ölmek var, var ölmek var. Hangimiz olursak olalım ölmekten ziyade sevdiklerimizden endişe ederiz. Öyle endişe ederiz ki, öldüğümüz zaman arkamızdan ağlamaları ihtimaline bile kıyamayız.
Hele ki iletişim araçlarımız hele ki sağlık çalışanlarımız, hele ki duyarlı insanlarımız var. Yalnız yaşayan babamla telle iletişim halindeyiz ve akşam babama ulaşamadım, uyumuştur dedim. Gece aklıma ihtimaller geldi ya ona bir şey olsa, ya da bize. Sarılamayacak mıyız ki birbirimize? Hastanelere gidemeyecek miyiz? Yanına yaklaşamayacak mıyız? Yaklaşmak istesek yaklaştırmayacaklar mı?
Düşünmesi bile çok acı. O halde tedbirlerimizi alalım, sevdiklerimiz için kendimizden korkumuzdan değil, hepimizden korkumuzdan, ölümün bile uğurlanmanın bile en güzeli varken, ölümüz bile kimseye zarar verecek hale gelmeyelim. Yalnız kendimiz değil, hepimiz için. Evde kalalım. Bir yerden alıp, diğer bir yere taşımamak için. Evde kalalım. Sevgiyle, ümitle, sabırla, evde kalalım. (Leyla Ünlü)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.