YARADAN KARŞISINDA KUL ACİZLİĞİ

0
22

Gök gürlemesi…

Şimşek çakması yada dünkü fırtına veya kasırga….!

Bu ve benzeri olaylar yada doğal afetler olduğunda, 2004’te bu yılda bu çağda insanoğlunun acizliği orta yere çıkıp sırıtıveriyor.

İnananı da inanmayanı da, kendisini güç karşısında “ilah” göreni de haşa haşa Allah kesileni de “Gök gürlemesini, şimşek çakmasını yada gökte her şeyin uçuşmasını, fırtınayı, kasırgayı” görüncede aynı  acizlikle, ”Allah” demeye başladı.

Bense bu ve benzeri durumlarda, Yaradanın sesi olduğuna inanırım…

Gökten yağan kar’ın da yağmurun da… Yine gökten gelen gök gürlemesi, şimşek çakmasınıda fırtına gibi kopan kasırgayı da..

Hepsi, adeta Yaradandan biz yaradılmışlara bir ses, bir selam, bir işaret bir dikkat çekmedir..

Ben hep böyle algılamaya çalışırım.

Elbette tartışmasız, bizi Yaradan gökten esen bu fırtınayla adeta yeryüzünde “ilah” kesilenlere, gücü görüp, gerçek güç sahibini unutup zulüm edenlere, himayesindeki ülkelere, toplumlara yada insanlara “hükmederek” sahte ilahlık taslayanlara sesleniyor gibi…

Baksanıza, öyle bir esiyor ki, ne cam çerçeve kalıyor, ne dam, ne ağaç ne çatı.

Bir avuç yağmurla başlayan sel, önüne ne çıkıyorsa alıp götürüyor.

Kimse durdurabiliyor mu?..

Ya rüzgarla başlayıp fırtınayla esen birde kasırgaya dönüştü mü, değdiği yeri uçuran bu sesli bu güçlü bu etkili fırtınaya ne demeli…

Öyle bir esiyor ki… Ortada zayıf, ortada bağı, bağlantısı olmayan herşeyi önüne alıp uçuruveriyor, gökyüzünün yedi katına .

Fırtına öyle bir esiyor.

Gök öyle bir gürlüyor, şimşekler öyle bir çakıyor ki…!

Yaradılmışlığını unutanlara, Yaradan sesi, Yaradan tokatı, Yaradan fısıltısı gibi, öyle bir sesli esiyor ki, şu rüzgar…

Elbet, anlayan, anlayabilenlere…

Her şeyin bu fani dünyadaki makam, koltuk, para ve ün olduğunu zannedenlere “Tacınızı, tahtınızı” uçururum der gibi öyle bir esiyor ki, fırtına…!

İnanmamak, irkilmemek, kendine gelmemek ne mümkün…!

Öyle bir esiyor ki, Yaradan yarattığı biz kullara öyle bir sesleniyor ki, bu günlerde, hele bugünlerde.

Gücü kendisinde, ilahlığı kendisinde görenler, ”Yaradan“ ben “varım ben” diye öyle bir sesleniyor ki… Adına fırtına, adına gök gürültüsü, adına şimşek çakması adına yıldızlar uçuşması, adına kar, adına yağmur diye, öyle işaretler öyle ipuçları veriyor ki…!

Şu fani dünyanın, şu boş dünyanın, evcilik oynayan biz yolcularına öyle bir sesleniyor ki Yaradan.. Öyle bir esiyor ki, rüzgara bile ses katarak…!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here